çoğu zaman aklıma eski şarkılar gelir
şarkılar eski radyoları, eski sesleri çağrıştırır
şimdi o eski radyolar yok
eski sesler, eski şarkılar maalesef işitilmiyor pek
hüznün en koyu ağıtını çalıyor rüzgar
kanatıyor up-uzun ıstırapları
yağmur yağıyor acı acı …
tenden ciğerlere değiyor soğuk
evlerin avlusunda ağlayan kadınların yüreğine iniyor toprağın kokusu
kaç kez yuvarlanıyor boşluğa karanlık pencerelerden seslerin uğultusu
ruhumuzu şer ile şerh ettik
imkanın en dar kapısında oturup
esir kentlerin mahpusları gibi
puslu sokaklara serpildik fırtınalı akşamlarda
göz kapaklarımıza kan damladı
her karanlıkta yağmurlar büyüttü acılarımızı
feryadın en çığlıklısı yığılır düşer kulaklarıma
ayıklarım acılarını uykusuz gecelerin
çocukluğumun gözyaşlarından tanırım onları
kaç kez umut olmuşlardı düşlerime
hayallerimin müşfik anlarına ninni
iki yıldız eğer kavuşursa birbirine
öyle fırtına koparmış ki yeryüzünde
uçamazmış güvercinler
kapı açılırdı
içeri ilk sen girerdin
duygularımı
sokaklarda unuttum
bolca sukut bıraktım zamanlarına
hayallerimi, kayıp bu kentin ...
amaçsız sevdalardan teşekkül garip hislerimi
saatleri yarım kalan bir hikayeden
Oysa engin denizin fıtratı değil miydi mavi?
Neden bu beton basamaklar şimdi göğün matemine boyalı?
Yaz yağmuru, hoyrat bir veda gibi düşerken eğri taşlara,
Güneşin süzülen ışığı, o parlak maviye inat
Daha koyu, daha sağır gölgeler emziriyor
gölgeler uğulduyor
içime sızıyor güneşin uçuk kızıllığı
çatlatıyor damarlarımı
bir ateş kütlesi ki
cayır cayır yanıyor hücrelerim
sevdası hoş, güzel olan her şeye aşığım
benden kurtulup ,kendimi onda bulduğum her şeye
ney gibi aşkımın bütün sırlarını
kendi dilimden konuşurum
onca nağme lal olur susar.
bir çengel takılır beyin kıvrımlarına
aklı inletir
kalbi kıvrandırır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!