evet
sana gelebildim nihayet
bilmem kaç on yıllık
merdivenleri kaç basamaklı
ahşap evin
içinde defalarca büyüyen
renk renk baharlar çizen usta bir ressam eli gibi
mavi bir kelebek gibi
bazen kanatlanır heyecanlarımız
masal çiçeğine benzer
adeta hüzün kokan beyaz zambaklar koklarız
israil yanıyor
tel aviv’de işler epey ısınıyor
füzeleri atana aşk olsun
bölük bölük
katar katar
israil’den kaçıyorlar
Kurşun kovalayan rüzgarın ağıtlarıyla
Tükendi dünyanın en güzel hayalleri
Her gün gözyaşı ile vuruldu anaların yüreği
Nice bahtsızın kirlenmeden düşleri
Susturuldu güvercinlerin kanat sesleri
çoban yıldızı olmuş ışıldıyordu geceden
bir vakit nallar altında asyanın seccadesi
som altın bir kısrak başı gibi
alevler bürümüştü semaları
“hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen
merdüm-i dide ekvan olan ademsin sen.”
*
bizim ulaşmak için çırpınıp durduğumuza
meğer birileri çoktan ermişler
bir fecri sadık vakti
sabaha koşar birikmiş imsak sırları
ötelere akar sevaplara mesken olan kutsilikler
bir müberra beldenin mücella makamından
ruhlar adeta nurani derinliklerde irkilir
nisan yağmurları yağar vuslat kokan cennet sabahına
secdeler kaç yüz defa gözyaşlarıyla ıslanır
ve sonra çözülen her göğün karşısında buzlar gibi
sel olup çağlar başını taştan taşa vurup
beğenmediğim bir çok şey var
beğendiklerim bir o kadar
zaman geçiyor her zamanda bir izim olmalı
ruhumun benimsediği her türlü iz
asıl mesele bir şekilde yaşamak
You're running through a strange place, covered with dense bushes, with muddy ground. Darkness is about to fall. Fill the space behind your eyes with his image. And run...
First, a deep silence. Then, suppressed sobs. In the depths of the multi-story city. A howling cry. No place to go. No cure. No food to keep you alive. No options. Do you know?
*




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!