bir gizli güç tarafından açılır sonsuza dek
ufkumun önünde dururken ardı boş kapılar
daveti meçhul bir yolculuğa çıkarım
uçsuz bucaksız hüzün denizlerine gemisiz
düşler parça parça hicran yarası
utanır insan gözlerinden
aynada kendine bakan adam
tutar yakasından sessizce
sorumluluğunu unutmak istese de
yakalanır acılara
odaya girdiğimde şaşakalıyorum
her yer kitap
alınmakla sayılmakla okunmakla bitirilemeyecek kadar çok
mütebessim bir manzara karşılıyor beni
Bizimde söyleyeceklerimiz var be arkadaşım
Hiç kimse şair doğmaz ki
Şair hayatın çilesini çekerek olunur
Duygular derdi olanı vurur
Bırak kısmet aramayı olduğu gibi kalsın
Derdin yoksa mesele yok vazgeç be arkadaşım
gecenin aydınlığını
başında bir taç gibi taşıyan
mehtabın rengini
yüzünde bir duvak gibi gezdiren
sana
gönül bağlayalı
gönlüm ince bir tebessüm bir gölgeliğe hasret
çorak arazinin tozuna bulandığım zamanlardan
bana terkedilmiş bir şehir miras
her yanı sessiz ve ıssız
yaşamak diye içimin sokaklarına savrulur
bir kum saatinden zerre zerre
savrulmadan iklimlere bir rüzgar gibi
billur kırıkları dağılmadan hayallere
aldırma mevsim rüzgarına
düşen yaprakları topluyor bir bir
randevu zamanlarına gelsen
ters yöne işlense saatler
çığlık içinde ilk kez tanık olduğumuz
hayal kurabilmeli insan
bir gün hemen gerçekleşeceğini düşünüp
biraz olsun çocuk olabilmeli
biraz masalsı
biraz da bir varmış bir yokmuş gibi
sana dair bu ağıt ey çocuk
gözlerin için ey memleketimin yüzü
durmaz ağlarım, gözlerin için
çığırırım yanık yanık




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!