lal gecelerde yorgun düşer kalbimin atışları
yalnızlığın ıstırabına uzanır gurbet
usulca özlemin tufanına gark olur gözler
her sancıyla bir ruh kara sevdaya sürüklenir
her nefesle kalbimin damarları kanar
her ahla gecenin karanlığı aydınlanır
kaç telefon cevapsız kaldı
kaç şafağa hicran döküldü
dirhem dirhem
damla damla …
ıslak ıslak
dağlara alacalar
sevdalara kül düşmekteydi
ıssız kahramanlıklara muhtaçtı yetimler
gönüllerinde en derin şarkıların çaldığını
durdukça bu hengamede yorgun düşeceksin
bilmedikçe ruhun hakikatten sapacak
isteklerine hiçbir şey yetmeyecek
hiçbir şey sığmayacak düşlerine
gözden düşeceksin
ruh asaletimiz de görünür rahmetin bin bir tecellisi
kutsiler ordusu ışıl ışıl ufkumuzda tüllenir
gönüllerimiz ötelere kanat açar pürneşe içinde
sidre-i müntehasının son sınırında bir nevi sonsuzlaşır
öyle bir ledünni zaman tüneline gireriz ki
adeta cennet katlarında seyahat ediyormuşuz gibi
Bir akşam olmalıydı.
Yaz aylarında kavurucu etkisinden uzak
nazlı güneş, sağ salim evine yollanmış
semalarda yankılanmış, akşam ezanları
koca bir alemin serabı sensin leyla
siyah zülüflü cemalini alnıma yasla
ıhlamur kokan saçların dalga dalga
dağılsın yüzümde
son küsuftan kalan bulutlar gibi
Kırık Ayna
Bu manzume, klasik edebiyatın estetik mirasını halk edebiyatı formlarıyla birleştiren, "Neo-Klasik" diyebileceğimiz bir yapıya sahiptir . Koşma tarzında yazılmış, on beş bentten oluşan bir Manzume.
Ölçü: 6+5 duraklı, 11'li hece ölçüsü ile yazılmıştır.
Örnek: Cis-im iç-re / gö-nül kal-ma / dı bir (6+5=11)
*
Sabahın eşiğinde,
Zamanın perdesini aralıyorum usulca.
Leyla, bir nefeste adını fısıldıyorum.
Ufukta titreşen ilk ışığın içine,
Leylayı yazıyorum yeniden.
Henüz uyanmamış rüzgârlar,
mavi deyince beyazı geçiriyorduk içimizden
kar deyince erzurumu
biz, memleketini uzaktan sevenler
doğduğu yeri yalnızca türkülerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!