bir yağmur ısmarla gelsin
yağsın iliklerime kadar düşüversin her damla
kor alevlerle ısınan ,sıtmalara tutulmuş
ağır adımlar var kaldırım diplerinde
çocukluğumu avuçlarına bırakacağım
saatler akar
akmasına tanık olunduğu kadar
gitmesine
onunla birlikte başka bir vaktin girmesine de tanık olunur
çift sürerken
ekin biçerken
acılar
bir hüznün en belirgin hatırasıdır
geçmişte yaşananların en belirgin anıtıdır
çekilen çilelerin
canla başla dikilmiş ölümsüz heykelidir
istanbul yansıyor gözlerine
güneş renk renk desenler açıyor üstünde
koyu gölgeler arasından parıldıyorsun
koyu mavi deniz
nasıl da çekiyor kıyılarına martıları
cennete eğilen söz ağaçları oluyoruz adını söyledikçe
şaşkınlığın koyu karanlığından
istikametin sabahına sığınıyoruz
tereddütlerin fırtınasından
Rabbimizce kabulün sakin limanına iltica ediyoruz
avuçlarında dua dua çırpınıyoruz.
sevgili
sana düşkünlüğüm arzular tutuşturan ateş misali
seni övmek mi ayıplara amade beşer sözlerle
belki şefaatime vesile ismin günah deryasında şu acizin
lal gönüllünün kurtuluşuna bir çare
gül kokun pak eder sinemi
umudunu asla kaybetme
tek başına
yalnız başına kalsan bile
onca fırtına
ve onca kasırgalara rağmen
menzile yürümeye devam et
ey can her gece avare
yüreklerimiz el ele tutuşup gitsin yıldızlı semalara
aşk şarkılarının nağmeleri nur içinde nur olsun
bir kez daha sabahlara yakın düşsün aydınlıklar
parıldasın her çizgisi tutuşan ufukların
ubudiyet toprağına attığım tohumlar gibidir
kalpsiz secdelerim
mahbubiyet denizine akıttığım nehirler gibidir
arsız isteyişlerim
miracın göğüne dal budak
sonbaharın en ulvi zamanındayım artık
vakit yeniden akşam
sokak cadde yeniden tezyinat içinde
pencerem açık
ortalığa saçılmış eşyalar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!