bir kodes gözlerin
oradan umutlar toplayıp kalbime atacağım
uçup duran kar taneleri düşerken
bakışlarında sığınacak yer arayacak
zemheri soğuğunda üşüyen
saçlarına üşüşen her kar tanesi
gece söz anlamaz
gün burada beklemeli
zamana neler söyleyeceğim neler şimdi
bana merhaba derken
sokaktaki lambalar ardı sıra sönerken
ben tam pencereyi açarken
masmavi gökyüzünde asılıp kalmış
düşmüş örümcek ağının tam ortasına
bir sineğin titrek bacaklarında ki ölüm
beynimin hasret kıvrımlarına oturmuş
akıp gidiyor ılık bir su gibi
vuruyor öylece sıcacık kalbimin üstüne usul usul
Bir üflesen, uçar gider
büyür de büyür cümleler
senden hem zamanını çalar hem emeğini
Kelimeler devleşir, pervane olur peşinde.
çıtır çıtır yanardı sobalar
içinde sevgiyi, şefkati, dostluğu, birliği saklardı
üzerinde ağzına kadar çay dolu çinko bir çaydanlık
yanı başında kestaneler
hey gidi günler
hayalin kol geziyor
puslu… karanlık… sessiz…
lal dilli…
buğulu gözlü
pencere camlarına yansımış buğusu
rüzgar sesi yankılanıyor…
ölümsüz güneş ol
bir avuç hezeyanlardan ,başka başka renklerden
başka başka seslerden
bir başka resme boyansın hayallerin
kışa dönüşmüş buzdan, soğuktan her ne varsa
göbek bağından hala bağımlıyız
atmaya çalışırken ilk adımları yeryüzü ayak altında
yaşadığımız şu dünyada ya hiç ayna yok
ya da o aynalara bakacak yüzümüz
kırık aynaların önünde
kim dermiş suların dili yoktur diye
ilk lafı tağutlar söylerdi belki
lakin son sözü hep sen söylerdin
susmak sana yakışmazdı
sen susarsan zulüm konuşurdu
masum çocuklar huzura susardı
ah natalya
hey dağda ki bulutları kovalayan rüzgar
hangi taşa, hangi toprağa bakarsan bak
rüyalara giren memleket ukrayna
henüz yeni açmış menekşelerin hüzün kokuyor
üzerine bombalar yağıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!