her gece bir tepede ona ismiyle seslenmek isterdim
resmini çizmek isterdim
leyli demek isterdim
dolunayın aksı suyun parlak yüzüne düşmüş
boylu boyunca uzanmış da su içiyor
bağrımda bir yaranın tınısı
sen mehcur, ben hicrine düşmüşüm
sen olmasan eksik kalır geçmişim
oysa senin yolunda ne kar ne rüzgarlar kalmış
uğultun azalmış, fırtınan zedelenmiş
şehidim…
kuru ekmek ve su
açlıktan büzüldü midem
çıldırmak üzereyim
boşalmak isteyen heyecanlarımın fırtınası
ellerimle beraber omuzlarım ve başım da
ay kağanın yüzü gök
ağzı ateş
gözleri ela
saçları ve kaşları kara
çoğu zaman
bir kırlangıç rüzgarı anımsarım
yüksek duvarlı avluların terli duvarlarında
alnımın hikmetli kader çizgisini aşarak
sükuta uğrayan
uykusuz gecelerde
Gecelerin sırtında biriken ağır yükü
şafağı ninnileyen saatleri sana yazdım
kendi sessizliğinde boğulan
bir çığlığın
Bir gölgenin yitip gittiği yerde
Ne olduğunu anlayamadığım bir boşlukta,
Kalbim, göğsümde bir kuytuya sığındı.
Sözcükler dudaklarımda dondu,
Ve dünya, bir an için sessizce sustu.
Sonra, derin bir solukla kendime geldim,
Dikkati dağılmış gözlerini yüzüme kaldırdın.
Bir an için beni gördüğünü zannettim.
Söyle, dedin.
Nedir seni böyle kederlendiren?
Vezni: Mefâ'îlün / Mefâ'îlün / Mefâ'îlün / Mefâ'îlün
Ezelden tâ ebed aşkın yolunda can-fedâ olduk
Bu yolda cânı terk eden acep Mevlâ’yı bulmaz mı
Cihân fânî, murâd fânî, bu sevdâ bâkîdir ancak
Gönül senden ayılmaz hiç (Murabbaı)
Vezin: Mefâ’îlün / Mefâ’îlün / Mefâ’îlün / Mefâ’îlün
Nazar kıl gönlümün şehrine dünyâ fânidir cânâ,
Cihânın mülkü bî-pâyân, vefâsı azdır ey yârım,
Gönül bir şehre benzer ki harâb olmuş gamından âh,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!