beni değerli kılan
sadece elimle kazandıklarım ve biriktirdiklerimse
azlar-çoklar arasında gidip gelen
var-yok arası çaresizce çırpınan
Belki de şiirlerimizin gücü samimiyetten geliyor .
Aşkla yazıyoruz.
Kalbin dili tek,
Kalbi ilhamlarla işaretliyoruz
desem…
tahtı tacı kaybetmiş adem gibiyim
ilk günah gibi
ilk pişmanlık gibi
ilk tövbe gibi
usul usul , için için sayısız kez
içimde rengi değişir kaç bahar mevsiminin
yağmuru olmayan bulutlar dökülür birer birer
düşen meğer kuru bir aşk imiş
meğer külü savrulan beyhude bir sevda ...
içimde bir sahra,
Ruhumun tül perdeli penceresinden
Kudüs’e her gün yeniden âşık oluyorum.
Bir gün Kudüs,
Diğer gün Kudüs,
Ertesi gün yine Kudüs oluyor bu aşkın adı.
Her adım, her kalp atışı,
insan bazen tek başına
tek başına giyinip süslenip sokağa çıkan benim kadar
sabahlara dek sokaklarda dolaşmam kadar
boğucu ve sisli bir havanın eşliğinde
kırılgan umutlarla birlikte
parke taşlarının gıcırtısıyla
hey sokağın ucundaki kırık camlı evler
hey evleri kuşatan yoksulluk
hey gecenin içinden kayıp savrulan sessizlik
hey kutlu yalnızlıklar
göklerde ayaza kesen karanlıklar
elbet bir çift ölüm de sizin için
Kokladığın her çiçek benim
sana duyduğum hüzündür.
Bilemezsin
içimde rengi değişir kaç bahar mevsiminin
yağmuru olmayan bulutlar dökülür birer birer
yanan meğer kuru bir aşk imiş
meğer külü savrulan beyhude bir sevda ...
içimde bir sahra,
dostça bir selam veririz birbirimize.
arada iğneli bir iki laf sokuşturduğumuz olur...
ben ona unutulmaz çocukluk anılarından söz ederim
o da çektikleri mide ağrılarından dolayı umutsuzluğunu anlatır
ayaklarımızın altında hışırdayan kuru sonbahar yapraklarına basa basa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!