narin
zarif
ince
dili tutulmuş
üzerime sinen ani bir suskunluktun
senle birbirine çok uzak parçalar iken..
hiç bir anlamı yok güneşin ayı kovalamasının,
her şey yarım
her şey parça parça
bir bütünün parçaları gibi dağınık
Aslında hiçbir şey için
ne geçtir ne de erken.
Sadece bir kere geçiyoruz insan olmaktan.
Sadece yolculuğumuzda,
geçerken gördüklerimize,
geçerken şahit oluyoruz.
bak nihan bakışlı şebnemler oynaşıyor rüzgarda
yapraklar ki, bahar kadar taze
işte bu yüzden elvedalara alışmalıyız zeynep
avuçlarımızın içinde tuttuğumuz eski bir yangın
kaç kez tükenmişliğin kızgın ateşine salınırız
ölüp- öldürünce…
her şeyin güllük gülistanlık olacağına inandı insan
oysa koca bir yalandı
yalandan bir masaldı anlatılanlar
bir kurgu ,bir kuruntu, şaşalı bir safsataydı
takdis edilmiş kitaplarda yazılı olanlar
gece yarısı...
kafile derin bir uykuya dalmış
dağ taş susmuş sanki her şey uyuyordu
sonra aniden bir hareketlilik başladı.
uyandırmamak için ayaklarının ucuna basıyor
onbeş temmuz gecesi
kaderin üstünde bir kader vardı
masallar, destanlar, türküler…
izzetin şanlı tarihi kan ile yazıldı
lodoslar vuruyor sahillerime
renkler düşüyor bir bir
sarı yapraklar dökülüyor baharlarımdan
karanfil sevdaları ile dolu yüreğim
kar üzerine gül desenli rüyalar çiziyorum
ne gökte ne yerdeyim
gölgesiz bir cevherim
çoğu zaman kırılgan
çoğu zaman dağılmış
bir derviş gibi
fikrimin hazinesinden bahanelerle ulüfe dağıtırım
endişeler işgal etmiş masum hayallerimin her cihetini
sitem ederek zamanın bu uçuk ve duyarsız boyutuna
bütün hışmıyla saldırıya uğramışlığına aldırmadan
beklemek ne kadar perişan verici sabahın kör güneşini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!