ışıklar sızarken gecenin tenha sokaklarına
sessizliğe karanlık düşer
meçhulden bir nida duyulur
her ağacın her birinde bir mezar
her mezarın içinde beş cesetli bir mekan
mavi kelebekler ölür,
kelebekçe örülmüş bir duvar kalır geriye
uçmaya ne gerek var gece-gündüz
açlığa mahkum totaliter bir rejimden
bir çıkış yolu bulunur elbet
dördüncü vites son etap
kelebekçe örülmüş bir duvar kalır geriye
uçmaya ne gerek var gece-gündüz
açlığa mahkum totaliter bir rejimden
bir çıkış yolu bulunur elbet
dördüncü vites son etap
delilik bedava!
kim ne derse desin
alıp başını dağ başlarına vuran
uzak dağların üzerindeki yalnızlıktan
sessizce tebessüm eden
gün ışıklarıydı
Ben senden öteye adım atamadım.
Artık atmam da…
Ama sana cennetin anahtarlarını bırakıyorum;
her kapısında adımı değil,
uzun, kıvırcık saçlı gördüm düşümde
bir zeytin ağacı gördüm düşümde
badem ağaçlarının kokusunu gördüm düşümde
uzun gecelerin hüznüne aşılanan
seni gördüm düşümde ayşa
kent hayatında sürekli konuşmak mecburiyetindeyiz
sağında solunda bir sürü kalabalık
selamlar...günaydınlar... nasılsın... iyimisin ...
ruhu çöküyor insanın
bu olağan alışkanlıklardan dolayı
ismi konmamış korkular büyütürüm
düşüncelerimi ezer geçer tutkularım
beyhude ilişkilerin gizemine duçarım
umutlarım yıldız yıldız her gece
aydınlatırlar ıssız , perişan en kuytu köşelerimi
biriken yalnızlıkların en nefessiz yerlerini
Mecnûn-ı aşk olanlara meyl eylemez cihân
Aruz Kalıbı:
Mef‘ûlü / Fâ‘ilâtü / Mefâ‘îlü / Fâ‘ilün
kendime adadığım bir anlık zaman bile
tek başına benim olmadı…
her anı , her nefesi
sadece isyanların şiddeti ve ön öfkeleri idi
içimde bir yerlerde,
yürek atışlarıyla çoğalan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!