dinlerken
neyin içime işleyen o naif, eşsiz sesiydi
huşu veren hoş sedasıydı
hissiydi maddeden soyutlayan
hayatın sırrıydı
Henüz bir boşluktu,
Sonsuz bir ummanda sırdı her şey, sessizce...
Bir "Ol" nidasıyla yırtıldı o mutlak tenhalık,
Işıktın, kendi gölgeni ilk kez o an tanıdın
Sen, bir rüyanın içinde uyanan ilk fısıltı;
Neyi gizlersin, ey hâce?
Bu manzume klasik şiirimizin "Aruz Ölçüsü" ritmiyle kaleme alınmıştır. Şiirin geneline hâkim olan ve o vakur, dalgalı ritmi veren aruz kalıbı şudur: Mef‘ûlü / Mefâ‘îlün / Mefâ‘îlün / Fe‘ûlün .
Şiir aruzla yazılmış olsa da, mısralar hece sayısı bakımından incelendiğinde 15'li hece kalıbına (7+8 duraklı yapıya benzer şekilde) denk düşmektedir.
*
gel yürüyelim
yüzyıllar önce gerçekleşen
kaderimizi yeni baştan yazan
bir yürüyüşün gölgesine sokalım başımızı
yürüyenlere eşlik edelim yokuşta
gözleri ufukta
Ne zaman bir bayram rüzgârı esse,
Takvimler hangi mevsimi gösterirse göstersin,
İçimde hep o çocukluk günlerinin ,
Saf, telaşlı bir o kadar heyecanlı,
Ve alabildiğine sıcak iklimi uyanır.
susmuş bir yanardağ
küllenmiş bir ateş
akmayan bir ırmak
kokmayan bir gül gibi
söylesene
ne mecnunca yürüyüş bitti
ne leylaca adımlar kesildi bu çölde
her gün bir nevi yalvarışların çok başka türlüsüydü
bütün ahengimi kaybedip kaç kere uçurumlarına düştüğüm
bilir misin ölümün simsiyah olduğunu
siyah bir sayfada daha da siyah bir mürekkeple yazıldığını
nicedir içimin içinde bir yerde akar bir şeyler
ömrümün yatağında
sessizce çağıldayan berrak dere gibi
bu sesin çağırdığı yatakta
Kalbinin doruklarından umutlarıma bir teselli gönder
Darmadağın zamanlarım şimdi sevgine muhtaç
Haykırır sinemin her zerresi sana ihtiyacını
Yangınlara dönüşür yalnızlığıma düşen ateş
Cennetteki köşkünden melek ol gel imdadıma
Dua serinliğinde uyut beni kollarında anne
bir insanın çığlığı her insanın dudağına borçtur
bir insanın düşüşü diğerlerinin ayağının ucunda uçurumdur
bir insanın yarası tüm insanların tenini çiziktir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!