size, görüneni değil
gizliyi görmenin sırrından bahsedeyim biraz
her şeyin perdelerinden arınmış özüne yaklaşmayı düşleyen
suyun, toprağın, rüzgarın renginden
orada ölmek istiyorum dediğim
yeni bir şiir yazmak istiyorum
bilemedim
nerden başlayacağımı
binlerce şiir akıp geçerken
nehir gibi zihnimin içinden
heceleri bir bir
gönül bütün acı reçetelerin ilacıdır
çözümsüz tarafıdır bilmecelerin
hayal ve sevdalar
bir gün tutarlar ucundan
öyle ya ismail
darbe yapacak kadar hain adamsınız
veya şöyle soralım
gerçekten
yüz küsur kişiyle mi darbe yapmaya kalktınız
siz aklınızı peynir ekmek ile mi yediniz be
ellerim buz,
bedenimde bir ürperti
içimde bir korku,
etkisindeyim, içime sığmayan bir şeylerin
irice bir düş geçiyor göz hizamdan
tek kanadı kırık yaralı bir kuş misali
arşın gölgesi altında
alnımızı ve göğsümüzü sıvazlayan
en fırtınalı
en sıcak dönemi
kırılganlığı yaşıyoruz
ve gecenin sesini işitirim ben bir yapraktan döküldüğünde
bir ağaç arkasında rüzgarın öksürdüğünü ben duyarım
suyun hapşırmasını
geçtiğinde her taşın deliğinden
balkonların tavanından kırlangıçların cik,cik seslerini
yüreğimde amansız bir çöl fırtınası
her an artıyor
halden hale giriyor
yüz ekşitiyor
surat asıyor
hesap soruyor
kendime her gün yeni bir hikaye yazıyorum
bazen de yazmadığım için hikayeler karışıyor
kendi yolumda ilerliyorum ama
nereye gittiğimi bilmiyorum
Dur dedi hayat.
Seninle konuşmamız lazım...
Hani derler ya dinlemeyi bilmiyoruz diye.
Çevremizi, doğayı,
insanları ama en çok da kendimizi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!