hepimizin başına gelmiştir
birdenbire kararır hava
rengi solar dünyanın
çevremizi kuşatır aşılmaz bir sessizlik duvarı
maziyi ayakta tutan o tel mi kopmuştur
kalbimizde özenle kuruttuğumuz yaprak mı çatırdamıştır
ümidimizi kesmişiz kendimizden
zifir bir gecedeyiz,
geleceğimize ölüm yazılı.
ki gecemiz yunusun gecesinden
bin kez daha korkulu
"Ruha dön ve onun isteklerini olgunlaştır,
Çünkü sen cisim ile değil, ruh ile insansın"
azimle yapılması gereken büyük hayırlı işlerim var
icrası istenilen çok mühim görevlerim
birde şeytanlığa taalluk eden bir kalbim
zaman bir sarhoşlukla salına serpile yürüyüp gidiyor
günden güne, dakikadan dakikaya
ihtiyarlığın yolunu tuttuğumuz şu anlarda
gün geçtikçe çocukluktan ayrılıyor uzaklaşıyoruz
kendi benzerimizi bulmaya doğru
"Fe Eyne Tezhebun!"
nereye bu gidiş
istikamet uçurum mu
ibrahim'in atıldığı.
kuyu mu
Çok eski zamanlarda konulmuş bir huzursuzluk,
el ayak çekilince karanlık örtülere bürünerek
şehrin üzerine çarşaf gibi serilir.
Gecenin tedirginliği
her gün batımının ardından
usulca çöktükten sonra
İçim aylardır tarifsiz bir hüzünle eziliyordu
Ama nihayet gelmesini beklediğim o gün geldi
ve kuvvetli bir ümit ışığı
hüznümün buzdan dağlarına güneş olup vurdu.
Olabilir.
Onlar dilsizdirler oğlum
Sevmeyi de özür dilemeyi de beceremezler.
Böyledir eski adamlar.
Sevgiyi tanısam da
dinlerken
neyin içime işleyen o naif, eşsiz sesiydi
huşu veren hoş sedasıydı
hissiydi maddeden soyutlayan
hayatın sırrıydı
Henüz bir boşluktu,
Sonsuz bir ummanda sırdı her şey, sessizce...
Bir "Ol" nidasıyla yırtıldı o mutlak tenhalık,
Işıktın, kendi gölgeni ilk kez o an tanıdın
Sen, bir rüyanın içinde uyanan ilk fısıltı;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!