tüy kadar hafif kutlu zamanlar düşer geceye
yedi kat gökler ayaza kesilir
sevinçlerle aydınlanır göklerin yüzü
ta fecir vaktine dek ,şehrin caddeleri
buz tutmuş kilitleri gıcırdarken
bir ümitle bekle
hasrete düşen gibi
dönüş yolun hep açık olsun
teselli rüzgarlarıyla avut kendini
kalbine her an üflenen ruhla
Evlat acısının ağırlığını kim taşıyabilir ki?
Gazze'de feryat içinde
çocuğunun cansız bedenini taşıyor bir anne
yere yığılmış
ağlıyor ,
feryad-ı figanı gökyüzünü kaplamış
ey mescid-i aksa
şefkatle üzerinde titrediğimiz en kutsal
en değerli emanetsin
dergahının ışığı yedi renge büründü
ışığın ayak sesi sonsuzluğa yürüdü
ey yar
Tenha çıkmazlarda tövbekarlık artık faydasız
Demir atmışız gönül limanına en karasından
İlla gözyaşı dersen yüreğimizden onu da akıtırız
İlla ağıtlar mı her ayrılığın ardından
İstediğin bedel mi istediğin çile mi
köy akşamlarımız vardı
her akça kadınlarımız
her biri mercan ve zümrütten
bulutları sarınmış
zerafet anıtı kızlarımız
leyla öykülerimiz vardı
yağmura karışan sırlı toprak kokusunda
evler ,insanlar, ağaçlar
bir bir vazgeçer alışkanlıklarından
kehribar tespih şıkırdar yine
köy bazen
ışıltılı ahşap evlerin pencereleri
güneşten aydınlık
ömürden bir nafaka
timsali cennet
köy görüntüleri
geceler sığındığı zaman o efsunlu köyümüze
ağaçlarından fışkırır bize benzeyen çehreler
fısıldanır yaşamın tılsımı bütün yapraklara birden
çocukluğumuza üflenir masmavi ümitlerimiz
bir köylü olarak büyümenin
kıymeti daha da artıyor gözümde bu devasa şehirde
öpüyorum ellerinden büyüklerimin
kocaman yüreklerinden
bugünlerde biraz efkarlıyım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!