belkide
arafta en ince kabuğundayken cennet ile cehennem
bir tevbenin kanadında idi
belki de at sürdü bir sultan gönüllere
bazı günler annem
bir kuş gibi gülerek uyanırdı
o sabah
cıvıltısını etrafa cömertçe saçarak kalktı
erkenden hazırladı
babamın yemeklerini
benim kanım bir tutam ateş
yakar özgürlüğün kandilini
ağlama ana
dua et
arzuları yakan haledir heyecanlar
cennet hurilerinin gözlerinde aşkın kaynağı
buzlar gibi erimektir tutuşan her yangınla
sel olup başını taştan taşa vurmaktır heyecanlar
yoldasın
yola çıkmış
yürüyorsun
gölgen düşüyor önüne
terin dökülüyor yorgun ayakuçlarına
tazecik bir güne açtım gözlerimi
güneşin yüzüme vuruşuyla
yeniden doğmuş gibi hissettim kendimi
komşu evlerin
boş sokağın görünüşü bir garip
bir garip duygu çöktü içime
hüznün henüz taze
canını yakıyor hicranın
düştüğü yerde yangınlar yükseliyor şimdi
hislerini anlatamıyorsun diye
sokağını değiştirmek istiyorsun
yıl 1914 aralık ayı
allahuekber dağlarında donan 78 bin şehit
ısı yer yer sıfırın altında otuz derece
çölden gelmiş türk askeri
üzerlerinde yazlık üniforma
bir yanda dondurucu soğuk
bugün şubatın on dokuzu
seferberlik var topyekun
tüm müstahkem mevkiler tutulmuş
bir kez daha durum vahim
kış geri döndü
camlar zangırdadı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!