iyice kararmış bir gecenin tam ortasında
benden başka kimsenin olmadığı bir yerdeyim
bulunduğu bir aralıktan fırlamış, öylece
evet tesirindeyim zıt düşüncelerin
yokluktan varlığa geçişime şahit
ellerim hala soğuk, titriyorum
belki ilk defa
çığlık yüklüyüm
en hazin anlarını yaşıyorum
ayrılığın
kızıl akşamların en çarpıcı olduğu yerde
korkuya bürünen bulutlar gibi loş
insan her şeyi elinde tutamaz
hiç bir zaman
ne gücü
ne güçsüzlüğü
ne de yüreği
ve açtım derken kolları
kelamlar adına
ben, sen, o, biz, siz, onlar...
ne varsa büründürüldüğümüz
sözcükler, kavramlar, terimler ve ıstılahlar adına
birer birer... yeri ve göğü düşünün
ve ikisi arasındakileri
karanfil kokusu serptim yollara
ışıkların sustuğu zamandan beri
yanmış hislerin külleriyle dolu kalbim
mezar kazıyorum onlara hafızamın boşluklarında
bir damla yaş
acı bir sızı
sabaha koşan nehirlerin
ötelere akar birikmiş zemheri suları
ne peygamber kalır hasırlarda
ne de kullara mesken olacak taze uykuları
bir müberra beldenin mücella makamından
Çocuk olup kaçardım düşlerime
ya da hayallerimi uyuturdum dizlerimde
böyle gecelerde
gözümü açsam
tavan üstüme inecek gibi olurdu
her akşam yetim düşler
öksüz sokaklar ,
çıplak ayaklı anne seslerini bekliyor
zihnin en aç yerine yapışık sefalet çilesi
sıcak çorba buğusu
ekmeğin buğday kokusunu bekliyor
akıp giden zaman ırmağının ardından
insanlara dair hikayelerle örülü
her bir sokağı ayrı bir duyguyla yüklü
hüzün ve özlem dolu
insan hayatlarını besteleyen
kendi türküsünü söyleyen şehirler
Sesin var mıydı senin?
Duyabilir miydim bağırsam karanlığına
Suskunluğun bir çığ gibi
Kırık aynalar arasında paramparçayım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!