ismin gelirdi aklımın ucuna,
kalbime bir sevinç, elime ,ayağıma tatlı bir telaş takılırdı
henüz ortada sen yokken
ismini anarken bile lakin sınırlıydı kelimeler
sen susunca
yağmur kuşları lal kesilirdi
karpuz kabuğundan gemiye binen
çabuk iner diyordu
ismail amcam
heves edilenlerin kursakta kalışını
peşinen söylüyordu
bize
insan sevdiği birini kaybedince ne söyler
ne düşer ki dudaklarından
hayat işte
bir varmış ama en çok da yokmuş
sarmaş dolaşız bu gece şehrin kaldırımlarıyla
kentin boş meydanlarına yazgılı duygularımız
leylasız bir tazarru içinde
başlarda duman
saçlarda kar
bir denizi kağıda döker gibi
göğü avuçlara indirir gibi
dudağında inciler büyütür gibi
sesin dokunur gibi
salavatlarca tebessümünü gören aşinalık vechesisin
insan
sır gibi saklar yüreğinde her baharı
umut tarlalarını
ekini
boy veren altın sarısı başakları
mevsimi gelince
bir alın yazısı bu
var ile yok tarihleri arasında bir sınanma
hani bilinmeyen ellerde
iç içe daireler çizen pergellerin
birbirine ne yakın
bak şunlara
musanın asası karşısında taşlar yumuşamış da
musanın asası karşısında
taşların yumuşadığını gördükleri halde
her açılışında
yeni bir manzarayla karşılar beni
ne uzun süre ilk düzenlediğim haliyle kalır
ne de aradıklarımı hemen bulmama izin verir
vaktim kısıtlı olduğundan
Şiirlerinde kalbi vardır
derler ki kalp atışıyla
alelade ve değersiz bir toprağı azizleştiren şeydir şiir
kalp atışının bir bedende eksikliğidir
yaratılmış her şeyin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!