nisan yağmurları yağar vuslat kokan cennet sabahına
secdeler kaç yüz defa gözyaşlarıyla ıslanır
ve sonra çözülen her göğün karşısında buzlar gibi
sel olup çağlar başını taştan taşa vurup
beğenmediğim bir çok şey var
beğendiklerim bir o kadar
zaman geçiyor her zamanda bir izim olmalı
ruhumun benimsediği her türlü iz
asıl mesele bir şekilde yaşamak
You're running through a strange place, covered with dense bushes, with muddy ground. Darkness is about to fall. Fill the space behind your eyes with his image. And run...
First, a deep silence. Then, suppressed sobs. In the depths of the multi-story city. A howling cry. No place to go. No cure. No food to keep you alive. No options. Do you know?
*
ben bir kiraz ağacıyım
pembe çiçekli
siz beni bilemezsiniz
bu yaşa değin bir kiraz ağacının altında oturduğunuz bile şüpheli
bir fikir yoğunluğunun delice öfkesini yaşıyorum
her parçası yerli yerinde
çıldırtan sessizlik
çaresizlik meğer bir hiçmiş
ağlatamadım yüreğimi
şöyle kan kırmızısı gözyaşlarıyla
vurun kalbimi kocaman kurşunla
O yarası kapanmayan ıstırabı da geçin
Kurşunları yıldız yıldız etkisi zerre zerre
Duygularımın üstüne firari bir cemre düşer
En evvel düşlerime huzmelerden süzülüp
Ondan eser var diye sevinirim her hale
alicenap bir çınar ağacı
barındırır hazan mevsiminin bütün hazinelerini
kozasını delip dışarı çıkmış zümrüt rengi yaprakları
semaya doğru dalları alabildiğince
mutluluğunu seyrederim güneşten inen parıltıların
bu çınarın altından ne zaman geçsem durur dinlenirim
caddenin karanlığında şarkı söyleyen bir kadın
başının etrafında duman halkaları fırıl fırıl
ter yüzünden yağmur damlaları gibi akıyordu
güz yağmurları misali soğuk ve iri
şaşkınlığın koyu karanlığından
istikametin sabahına sığınıyoruz
tereddütlerin fırtınasından
Rabbimizce kabulün sakin limanına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!