gölgeler uğulduyor
içime sızıyor güneşin uçuk kızıllığı
çatlatıyor damarlarımı
bir ateş kütlesi ki
cayır cayır yanıyor hücrelerim
sevdası hoş, güzel olan her şeye aşığım
benden kurtulup ,kendimi onda bulduğum her şeye
ney gibi aşkımın bütün sırlarını
kendi dilimden konuşurum
onca nağme lal olur susar.
bir çengel takılır beyin kıvrımlarına
aklı inletir
kalbi kıvrandırır
Bu sabah karanfilleri suya koyarken,
bir an olup gözlerim daldı.
Çiçekler elimde.
Ruhumdaki hüzün senden müteşekkil.
kitaplar sonsuz
hayat kısa
kitap okuma
biraz da savruluştur
yenilgi ve kazanımlı
gövdemi siper etmişim kendime
etten kemikten
yırtılabilir ve kırılabilir
bir zeminde yalpalayarak yürüyen
kaslarına asılarak dikilen
sonunda toprakta çürümeye mahkum
dakikalar bezgin
saniyeler bitap
saatler harabeye dönüyor giderek
ve bekliyoruz
seherde aç havalanıp
akşama tok dönen kuşların yuvaları adına
badeni dolu tutmak için bir kefil bul kendine
can-u gönülden bağlandığın
her sabah kalkardı erkenden
hiç önemi yoktu saatin
yeri geldi uykusuz kaldı
gözyaşları hiç dinmedi
çalışıp çabalayıp yoku var etti
iyi giyinsinler, iyi okusunlar diye
Kentin caddelerinde yürümekte Necati ...
Yüzünün çizgileri yirmi üç yaşlarındadır ancak...
Ama kalbi bin yaşında,
ümitleri paramparça,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!