hala
garip garip huyların sahibi bensem
kalemi ısırmak , masanın üstünü dağıtmak gibi
elbet tüm bunlar bir şeyin alameti olmalı
bazen şehrin karanlık kaldırımlarında
kalbinin doruklarından umutlarıma bir teselli gönder
darmadağın zamanlarım şimdi sevgine muhtaç
haykırır sinemin her zerresi sana ihtiyacını
yangınlara dönüşür yalnızlığıma düşen ateş
cennetteki köşkünden melek ol gel imdadıma
dua serinliğinde uyut beni kollarında anne
yürüyordu tam karşıdan vuran rüzgara aldırmadan mehmet
bavulun sapını tutan kemikli eli buz kesilmişti
yürüdükçe sert rüzgarın önünde
şeytani bir büyücünün yaptığı karanlık büyülerle
kulaklarında parçalanıyordu sert soğuk
buna rağmen attığı her adımla
her dem yeniden doğayım istiyor
gün bugün
saat bu saat
öncesiz ve sonrasız yok olayım istiyor
her gün büyük gürültülerle çekilsin uykusuna
gecenin karanlık güçleri
sokaklarda başıboş
avare avare dolanırken
hiç durmaksızın
pencerelerden sızan ışık
gözüme yol gösteriyor
bir şeyler oluyor
bir şeyler
ağır
sessiz
gürültüsüz
kimseler fark etmeden
Çıldırmaktan korkmuyorum.
Belki hepten çılgınım.
Çıldırmaktan korkuyorum.
Korkmuyorum, korkuyorum, kararsızım.
Belki içinde bulunduğum bu azapta
abes gelebilecek her ne varsa
süzülerek yere doğru inen yaprağa takılıyor gözlerim
çöküyor kızıllığı ,gamı akşamın
mana derinlikleri açılıyor perde perde
heyhat alacalanıyor kara bahtımın yıldızı
her rengi her görseli bir dünya sahnesi
ardımızdan koşup geliyor işte
masum bir çocuğun ürkek bakışları arasından
çığlık çığlığa ağlayan bir geçmiş portresi
içimizden günler geçerdi
tüllenen hayallerimizden huzmeler
içimizden günler geçti
tüllenen hayallerimizden çocukluğumuz
belleklerimizin zembereklerinde kıvranan saatler
unutuldu
öyle cılızdı ki elemlere dayanamayan küçücük bedenlerimiz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!