sahi
sen ne sandın ki
bu dünyanın nizamı böyledir azizim
dünyalık telaşıyla
mevziyi terk edenler yüzünden kendini helak etme
dili diline
kimsin sen
durup düşünmeli, ölçüp tartmalı
aramalı bulmalısın kendini
bunca yoğunluğun, işin gücün, hesabın kitabın arasında
başını ellerinin arasına alıp
her şeyi susturup cevap vermelisin kendine
Neye dokunsam
hep biraz da geceye dokunur ellerim.
Kendimi duyduğum vakitler,
toprağa inen yağmurun sesini işittiğim vakitlere denk gelir.
yağmur mevsimi geldi gidiyor
sayılı soğuklar
sayısız sıcak günler ardı sıra
hep böyle
hiçbir şey değişmiyor
aşk öyle geçmiyor işte
uzunca bir zamandır hasbıhal içindeyim
dertler sanıldığından daha uzun
son derece şeffaf bir muhasebe bu
işin içinde inançlarım,duygularım ,yaşadıklarım var
koskoca yarım asra sığmış
oysa hayale bile sığmayan cennetler hep çocuktu
çocuktu, cennet hazinelerinin nur kırıntıları
hep çocuktu dağların ,kırların çiçekleri
gecesi gündüzüyle, mevsimleriyle
renkleriyle bir gelincik tarlası
koşma
koşma ne kelime
o kadar hızlı dönüyor ki dünya
gerek yaya
gerekse yorgun argın
uzak yollardan gelerek sana ulaşacaklar
Altın ışıklarıyla ihtişamlı sonbahar geldi , gidiyor .
Artık tabiat kendi içine dürülüp nefeslenerek
uyumayı seçecek.
Sararıp solacak ağaçların benzi,
hayatım boyunca yüreğimi teskin eden huzuru
hep doğada buldum
rüzgar fısıldar kulağına en sakininden toprağa uzanır
gökyüzü ile konuşursun
taşıyor güvertem en yakın öfkelerimin ölüsünü
asıl gelgitler okyanus dalgalarından müteşekkil
bu gemi istediğim yerde değil hala
elimdeki pusula aynı ,
yol aynı ,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!