saklı bir kentte yığılı en sırlı hatıralar
koca şehrin altında her adem ,zaman da kaybolmuş
yıkık dökük ,beyaz hayaller barındırır
en eski hazineler kapkara bir mahzende
o mahzenin her odasında bir ölüm
içimize aşkı koyan kim
manayı sevgiyi koyan kim
kimin derdi ile düştük dünya yoluna
yol mu eğledi bizi
keşke
diyorum için için
ah keşke
yeni baştan yeniden
yepyeni bir hayatı başlamak için
çoban yıldızını
gülün yoluna diken serilir mi
Dikenler içinde diye gülden vazgeçilir mi
bilemezdi bu ince sırrı
hiç bilemeyecekti
alev yüzlü ebu lehebin karısı
hani bahçeleri çizerdin çizik çizik de
hayallerini ekerdin kiraz gölgelerine
orkidelere uzattığında elini
kurdeleler sıyrılıp saçlarından
orkide olurlardı
Sararmış bir kaç ağaç yaprağı daha düşüyor.
Belki bir kar tanesiyle,
belki de yağmur.
Seninle geçen günleri yâd edip,
hesap soracağım ayrı kaldığımız tüm zamanlara.
Duygular mutluluktan ıslanınca hani
Sıcağında kalpler ısınır
Gözyaşları avare gözyaşları derbeder
El ayak çekilmeden ruh sahnesinden
Rüyalara bir nebze özlem sunulur
su sesi yaprak hışırtısı kuş cıvıltısı gibi
bazen de haşarı bir çocuk gibi oynaşır
akşamın koyulaştığı demlerde
memnuniyetini salar dağ başlarına
en baş döndürücü düşler dünyasına
kanatları kağıttan bir uçak uçtu
pencerenin açık kanadından
sarı teneke kutuları
sardunyaların arasından
ebabillerin kanatlarında
bir menzile yol almış gibiyim
güneş kadar yanık
denizler kadar sırılsıklam
bir bahar daha çiçek açmış




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!