güneşin kızılca damarlarından
sana doğru akan
yazdan kalma ateşti
kalbim ateşlere duçar
nasıl başlamışsak işte öyle
her tarafta birkaç sima
bir yığın resim
güneşin çığlık bastığı
karanlığın çıldırdığı
bir yerdeyim ...
Hiç tanınmıyoruz,
tarihte yazmıyor, adımızı?
Ve kucağından çocuğu alınmış köylü kadınlarını…
Ve bir de
siz ey, evvelce kömür karasında yanan,
sonra gönül yarasında ağlayan şehirler
siz zambak zambak... sonra bayrak bayrak...
kendinizi dostluğa ilikleyerek yaşamadınız mı bu topraklarda
siz ey, düşmanlar iken birbirinin suyunda dost olan nehirler
siz elifi gördünüz mü?
ve siz ey yarış yerlerinde şahin gibi uçan
yay gibi gergin arap atlarının üstüne kurulu süvariler.
pırıl pırıl kılıçlarını savuran kahramanlar
anadolunun zavallı eliflerinden var mı haberiniz?
Siz hiç rüzgârı dinl
Siz hiç rüzgârı dinlediniz mi?
Her yağmur öncesi,
geçmişten haber getirir gibi uğuldayarak esen rüzgârı.
Hz. Âdem’in saçlarına dokunup gelen.
Düşen her hazan yaprağını taht-ı Süleyman eyleyen.
selam olsun
bu topraklar için
gözünde yaş
yüreğinde aşk
ağlamak nedir
gözyaşı dökmek nedir
hiçbir mahsuru yok
çünkü yeni trend böyleymiş
sen değil, trollerin çalışacak
karpuz misali, yattıkça şişeceksin
yata yata büyüyüp irileşeceksin
siz ekonomi nedir bilir misiniz
ya açlığın ,sefaletin ne olduğunu
neye el atsanız berbat
utanmadan, sıkılmadan ülke yönetmeye talipsiniz
elinizdeki iki belediyeyi yönetmekten aciz
iki otobüsü yürütmekten biçare
Ve asıl kavuşma bekliyor bizi öz vatanımızda.
Kalbin ortasına devriliyor büyüttüğümüz tüm dağlar.
Bir kum tanesi olabilmekmiş marifet,
rüzgâra eklenip diyar diyar keşfe böyle çıkılırmış.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!