siz ey, evvelce kömür karasında yanan,
sonra gönül yarasında ağlayan şehirler
siz zambak zambak... sonra bayrak bayrak...
kendinizi dostluğa ilikleyerek yaşamadınız mı bu topraklarda
siz ey, düşmanlar iken birbirinin suyunda dost olan nehirler
rüzgar her vakit eserken yeryüzünde
sıkıntıdan bunalan dünyaya inşirah verendi
aslında hatırlatandı
her zorluktan sonra bir kolaylık olduğunu
ve Rabbinin bir nefes kadar yakınında olduğunu
sevgi neydi
sevgi iyilikti, dostluktu
sevgi emekti
durursam bir daha kurtulamam
ziyanı yok
gelişinle indi gökten yağmur geceye koşar adım
özlemle seni bekleyen çorak topraklardı
taş duvarları yosun tutmuş
bir parça etten müteşekkil kalplerdi
aylarca nasılda taşımışlardı onca ayrılığı
Zamanın ortasına sabahın nutfesi düştü az önce.
Karanlığın kalbi yarılıyor,
ufukta incecik bir aydınlık sızıyor.
Hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin.
beni hem sevdin
hem de benden kaçtın değil mi
zaten bunun için
gerideki anılar bu kadar karışık
huzura varıp selamımızı ilet ey saba yeli
bağrı yansın fecrin heyecandan
ışıklar salkım saçak mutluluğa gömülsün
hoş gelsin bir sahur vakti
sefalar getirsin on bir ayın sultanı
önümde uzanan zengin bir kaosun çocuğuna gebeyim
ölümü tatmakta soğuk nefesler
buna rağmen keşmekeş bir düzensizlik
ne var ne yok içine çeker sonsuzluğu
Ha doğdu ha doğacak
her kara deliğinde istiflenmiş soysuz düşünceler
tahammül edilmesi zor zamanlardır ihtiyarlık
hayat şartlarının zorlaşması gibi sebeplerden
çocuklar kadar hassastırlar çünkü
bir o kadar kırılgan bir o kadar alıngan
küçücük bir tebessüm gönüllerinin ilacı
Yaratana saygıdır yaşlılara hürmet
arşınladığım sokakların her köşesinden sesler duyuyorum şimdi
yitik zamanlara kelepçeleniyorum
içimde gayzını ifşa etmeye duran cehennem
fokurduyor
hüznün en koyu ağıtını çalıyor rüzgar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!