bak oğul
öyle ya da böyle, hiç fark etmez
kişiyi sorgulamak sana düşmez
eleştirin o kadar pervasızca olmasın
biraz anlamak gerek halden
kim bilir kimin acısı daha derindir kimden
yıldızların kendilerini aradığı bir hırçın gecede
öfkeyle bilenmiş bütün saatler iskelede
kendi dalgalarına çarparken
yolunu gözlüyorum son geminin
ışıkları sönmüş
bir fenerde
kımıldamadan otururken balıkçıl kuşları,
birden havalanırlar ağır uçuşlarıyla ırmağın üstünden
gökyüzündeki temaşadan süzülen ışığın ardına
tepelerden yukarılara doğru
kendilerince bir türkü tutturmuşlar
kımıldamadan otururken balıkçıl kuşları,
birden havalanırlar ağır uçuşlarıyla ırmağın üstünden
gökyüzündeki temaşadan süzülen ışığın ardına
tepelerin yukarılarına doğru
kendilerince bir türkü tutturmuşlar
sürgüne mahkum bir yanım
kocaman bir ağrının istilasına maruzum
ara sıra ötesini berisini kurcalayıp hal hatır sorar
devasına imkan olmayan bir sızı
sessiz sedasız, ağırbaşlı bir çocuk gibi
ruhumun içinde doğarsın
yükselebileceğim yerlerin duruğuna
elbette seninle birlikte tırmanırım
bende
kendine özgü bir albeni taşır sevgin
melankolik bir tip olup çıktım
aldığım her yenilginin neticesi bu galiba
öfke saçmayı beceremiyorum
kavga etmeyi hiç...
anlatmam imkansız ,
Sen şifasın; ben dinmeyen illet.
Ahı çoğaltan benim Sen en güzel rüyasın.
Ben kâbus; uykuları cellat gibi bölen benim
Sen uçsuz deryasın; ben susuz çölüm
Kumunda kaybolan benim
Sen vuslatın müjdesi ,ben sonsuz firak
bugün kendimle baş başa kalmaya kararlıyım
yapılması gerekenlerin listesi duvarda asılı
gözlerimde parıldıyor ıslak bir yansıman
amansız kaygılar kemiriyor içimi
öfkem son had safhasında
ince bir buhar tütüyor soluğumdan
sokakları süsleyen loş lambaların ışıkları
akşamın renklerine vuruyor
yok oluncaya dek
hafif bir rüzgar esiyor ,
gecen gri benliğinde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!