zihinler isyan dolu
kıvrımlarında ülke yıkılmaya yüz tutmuş
çaresizliğin pençesinde meğer bükülmüş boyunlar
sanma çalkalanmış şehirler arınmaya başlamış günahlarından
vicdanların ihanetini seslendiren haykırışlar susunca
insanları yaratan insanların Rabbine
şu halimle korunmaya muhtaç benim
küçük büyük gelmiş geçmiş ve gelecek
melekutun hakimi ve daima tek sahibi
şüphesiz sanadır en mukaddes görevim
kullar safında isterim şevk ile dizilmeyi
besmeleyle ulaşırım seher zamanlarına
korkularımı savurur rüzgarın nefesi.
içime uhrevi gölgeler üfler
ufukta ki nur bulutu
uzaktan yakına ,yakından ruhuma
boncuk boncuk terim bir ummanın köpüğü
heyecanlı yürüyüşler
derin fısıltılar
mahcup çağırışlar
içten seslenişler
sıcacık heyecan
ben hüzün
ben gam
ben efkarım
kalbe doğan ilhamın ilk aydınlığında başladı gün
ne güzel şimdi
yerinden kalkıp pencereyi açmak sabaha karşı
bir nefeslik dolu sigara dumanı
çay deminin o büyülü kokusu
perişan armoninin düşüne emanet etmeden gözdeki uykuyu
ne güzel zaman bu böyle
Şimdi veda vaktidir ey yâr elvedâ! (Müsemmen)
Vezin: Mef'ûlü / Fâ'ilâtü / Mefâ'îlü / Fâ'ilün
Gitmek zamânı geldi bu meclis figân eder,
Rûhum seninle gurbete azm-i revân eder.
kişniyor beyaz atlılar
dört nala koşuyorlar
kırılmış bir gökyüzü adresine
bir kır çiçeğine
zindan taşlarında büyümüş
ey zakir
zikret içindekileri
hikmet pınarlarına mazhar
ademin çamurundan nasıl yoğrulduğunu
maruz kalınan meşakkatleri
insanın gizli sızılarını
yetim yakarışlarını
utangaç pişmanlıklarını
gün yüzüne çıkarmak için iniyordu vahiy
insana anlaşıldığını söylemek içindi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!