saat Saat altı kırk beş
bugün çaydan vazgeçip güne kahveyle başlamaya karar verdim
ocağa su koydum
güneşli bir sabaha uyanmak ümidiyle
her sabah ilk yaptığım şey
Güneş, dünyanın bu yakasında daha mı yakın
Kızıl bir yara açılıyor ufukta
Turuncudan sarıya,
bir renk yangını
Gökyüzü sanki onun için ağlıyor
araya zaman girdikten sonra
ankaraya tekrar geldiğinde
ne bıraktığın ankara
aynı kenttir
ne vakit
sabah olacak
hangi vakit olacak gece
ne senden daha parlak
bir ay gördüm
geceyi kaybetmekten korkuyorum
günü uzatıyor olmak
kendini unutmak adına
aşkı
sokakta unuttum
bolca sukut bıraktım
kayıp bu kente ...
amaçsız sevdalardan teşekkül garip hislerimi
saatleri yarım kalan bir hikayeden
sahildeyim
bir yalı rıhtımında
her taraf alev içinde
parıl parıl
gönlümden çok şeyler geçiyor
Güneş iyice inmiş olmalı.
Ağaçların yaprakları turuncu uykularda.
Şimdi yerinden kalkacaksın
biraz ilerdeki merdivenlerden salınarak inecek.
indiğin zaman,
yine biliyorum,
hadi şansımız yaver gitti
şiir hevesimiz ağzına kadar dolu mürekkep hokkası gibi
kendine akacak yer arıyor
görünüşe göre her şeyimiz hazır
geriye sayfalara doğru atımızı mahmuzlamak kalıyor
kanı çekilmiş yapraklar ayaklarımın ucunda
gözlerimden damlayan bir garip hüzün
topluyorum kimsenin göremediği yalnız bana bırakılan yarınları
yüreğimi yararcasına üzerime düşüyor temmuz sıcağı
geçmişin hesabını yaparken ve susarken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!