rüzgarların önünde tozlara karışmayı çok isterdim
var olmanın dayanılmaz bir yük olduğunu benden daha iyi kim bilebilir
iradem hep başkalarının elinde
hüzünler soluyorum tek mevsimlik
sıtmalar bulaşmış ciğerime
denizin tuzlu kokusu, sesi, uğultusu yaklaştı
eğri büğrü taşlardan bile yabani otlar fışkırmış
loş sokağın ucunda
köşe başında evimiz göründü
kapı yerinde yoktu
kulağımı çocuk seslerine vererek
toz toprak koparılan gürültüler dinlerim
ne hislenen körpe gönlün bir ıstırabı kalır
nede sokaktaki evlerin kirlenen camları
bardak bardak boşalır bir su, söner alevler
bir de ihtiyar ruhumun karamsar duyguları
Her tutku yalancı bir gurbet
Yuvarlanıp düşerim cehennem vadisine
Kader çizgisine sığmayan nice pembe hayallerim
Aşılmaz gönül dağları, düşlerime fer getirir
Yanar kanatları arzularımın ışığa yükseldikçe
tüy kadar hafif kutlu zamanlar düşer geceye
yedi kat gökler ayaza kesilir
sevinçlerle aydınlanır göklerin yüzü
ta fecir vaktine dek ,şehrin caddeleri
buz tutmuş kilitleri gıcırdarken
bir ümitle bekle
hasrete düşen gibi
dönüş yolun hep açık olsun
teselli rüzgarlarıyla avut kendini
kalbine her an üflenen ruhla
Evlat acısının ağırlığını kim taşıyabilir ki?
Gazze'de feryat içinde
çocuğunun cansız bedenini taşıyor bir anne
yere yığılmış
ağlıyor ,
feryad-ı figanı gökyüzünü kaplamış
ey mescid-i aksa
şefkatle üzerinde titrediğimiz en kutsal
en değerli emanetsin
dergahının ışığı yedi renge büründü
ışığın ayak sesi sonsuzluğa yürüdü
ey yar
Tenha çıkmazlarda tövbekarlık artık faydasız
Demir atmışız gönül limanına en karasından
İlla gözyaşı dersen yüreğimizden onu da akıtırız
İlla ağıtlar mı her ayrılığın ardından
İstediğin bedel mi istediğin çile mi
köy akşamlarımız vardı
her akça kadınlarımız
her biri mercan ve zümrütten
bulutları sarınmış
zerafet anıtı kızlarımız
leyla öykülerimiz vardı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!