şöyle bir avuç kadar yer kalmadı içimde
en basit ilişki dahi çok yorucu
anılarla yüklü geçmişim ağır bir yük kadar eziyetli
sevap ile günah arasındayım
yıllarca ıssız, yapayalnız
ve sonra kulaklarımda çınlar bir aşk şarkısının nağmeleri
varlığıma karışacak gözlerinin vazgeçilmez maviliği
her bakış zamanı ,çöllerden daha kuru bitkin bekleyişlerde
her ayrılıktan sonra, yıkılır bütün umudu geçilmez dağların
ölümsüzlüğü gök bilen yüreğimin bulutlarından ,seni bana getiren
beni değerli kılan
sadece elimle kazandıklarım ve biriktirdiklerimse
azlar-çoklar arasında gidip gelen
var-yok arası çaresizce çırpınan
Belki de şiirlerimizin gücü samimiyetten geliyor .
Aşkla yazıyoruz.
Kalbin dili tek,
Kalbi ilhamlarla işaretliyoruz
desem…
tahtı tacı kaybetmiş adem gibiyim
ilk günah gibi
ilk pişmanlık gibi
ilk tövbe gibi
usul usul , için için sayısız kez
içimde rengi değişir kaç bahar mevsiminin
yağmuru olmayan bulutlar dökülür birer birer
düşen meğer kuru bir aşk imiş
meğer külü savrulan beyhude bir sevda ...
içimde bir sahra,
Ruhumun tül perdeli penceresinden
Kudüs’e her gün yeniden âşık oluyorum.
Bir gün Kudüs,
Diğer gün Kudüs,
Ertesi gün yine Kudüs oluyor bu aşkın adı.
Her adım, her kalp atışı,
insan bazen tek başına
tek başına giyinip süslenip sokağa çıkan benim kadar
sabahlara dek sokaklarda dolaşmam kadar
boğucu ve sisli bir havanın eşliğinde
kırılgan umutlarla birlikte
parke taşlarının gıcırtısıyla
hey sokağın ucundaki kırık camlı evler
hey evleri kuşatan yoksulluk
hey gecenin içinden kayıp savrulan sessizlik
hey kutlu yalnızlıklar
göklerde ayaza kesen karanlıklar
elbet bir çift ölüm de sizin için
Kokladığın her çiçek benim
sana duyduğum hüzündür.
Bilemezsin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!