soruyorlar
bugün neden şiiri yazmadınız diye
can sıkkınlığından belki de
işte öylesine
hep hasret doluyum çünkü
bir huşu gibi düşerim ilahi aşk dergahına
ayyuka çıkar zikirlerim
her türlü rikkat, her türlü nefs, her türlü şuur yok olur bende
kah gözlerimi yumar kah açarım
ağla zeynebim
kurşunlanmış serçeler düşüyor toprağa
çocukluk tadında gülüşlere
bezgin yüzlü annelere
sofralarına sıcak somun taşımamışlara
Sen
camların buğusuna dökülmüş sönük bir yıldız gibi
ağlıyordun
ben
deniz kıyısına hep aynı kelimeleri yazıyordum
Alışkanlıkları severim.
Gideceğim yere yürürken rastgele karar veririm.
Karar verirken mekânın ruhu, çalan müzikleri, sakinliği, sessizliği
ve tebessüm ettirmesi etkiler beni.
akşam indi
kurşun sesleri köyün boğazında kısıldı kaldı
yankılarını yitirmiş
daha ziyade hüzün
daha ziyade mustarip
yıllarca aşkın sesi hep ah u zar
gönül denizinde cana can katan
ah gülizar
Ah …memleketim
Hey kutlu Ülkem.
Gönlümün istikameti.
Kutlu sırlara koynunu,
tüm kapılarını semaya açan mukaddes belde .
Nebilerin kokularını fersah fersah uzaklardan koklayıp
sevgili elisa
sana bildirmek için sabırsızlandığım
ne çok şey var
nice zamandır
acıları tepiniyor yüreğimin üstünde
öylesine karışık
topraktan geleni toprak yoğuracak
aç gözlüleri toprak doyuracak
o insanlar anlamadılar
ölülerin bile anladığı yağmur çiçeklerindeki hüznü
akşamların yumuşak tüylerine dokunmuş kargılar misali




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!