öyle yıllardan beri gününü bekleyen
projelerim var
evvela çok uzun
yirmi dört saat değil
yirmi dört yıl sürecek gibi şeyler
alelade günlerin bütün alakalarından uzak
Kaçınılmaz bir olgunlaşmanın meyvesi değil mi bu hayat
Hep aynı yükseklikte kanat çırpılmaz ki dünyaya
Bazen derin bir çukurun diplerine yakın
Bazen bir kanat darbesiyle tekrar çıkılır doruklara
Vicdani bir tutulmanın ıssız istasyonunda tarifi imkansız
dağ yamaçlarına tatlı ürpertiler bırakandır o
içten içe tutuşan uzak şafakların közüne serpilen gecedir o
yumuşacık mehtaplarda suların tenini okşayandır
ümitli yakarışları süt beyaz ışığıyla besleyendir
gecenin siyahını yırtan hilaldir o
*
hayallerimizin yükü altında ezilmeden dimdik duransın
üşümüşlüğümüzü alıp götürensin sıcacık sevda iklimine
iç ağrılarımıza erişen müjdesin sen
camilerinle, saraylarınla, çeşmelerinle
korkularımızı korkutansın sen
henüz aydınlığın dokunmadığı bir denize yüzünü dönüp
küreksiz sarı sandalın ufukta görünmesini beklerken
yakamozların sessiz ışık oyunlarını izlerken
derken yağmur çiselemeye başlasın
bir bomba patlamış sanki kalbimin merkezinde
ve önce sen ölmüşsün uzun yaz gecelerinde
sonra içimde senden kalanlar
her bir türevi her bir zerresi her bir kalıntısı
oysa…
dün bir rüya
yarınsa bir evham
her yarın bir umudun hayali
saatler kısa
ve yol uzun
ülkelerin bir sınırı yoktur yüreklerde
gökten bombalar yağarken
namlular kan kusarken köşe başlarından
yine vurulan ilk ben olurum
annemin bile öpmeye kıyamadığı yerden
oku…
O’nun ismiyle
O’ Rabbin ki
O’ halk etti
O’ yarattı
içimde tüm organlar benzine bulanmış,
bir tek kibritle tutuşturulmuş gibi
buharlaşıyorum nefes nefes
duman duman karışıyorum atmosfere
bütün aşklarla savaş halindeyim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!