içimde
gayzını ifşa etmeye duran cehennemler fokurduyor
yitik zamanlara kelepçeleniyorum
hüznün en koyu şarkısını çalıyor rüzgar
okşuyor up-uzun ıstırapları
beyazlar kuşanmış kent
düşsel bir geleceğe uzanıyor
yeşil zeytin dalları arasından
lacivert sular , bembayaz gök
hiç dinmeyen fısıltılar
daha dün yaşıyormuş gibi
benim adım çocuk
bir kahraman kadar yürekli olamadım henüz.
koca bir devletin milyonlarca kilometrelik sınırlarını
yeniden çizecek kadar büyük bir adam
herkesten daha şerefli
dışarı çıkamam, evde mahkum gibi yaşarım
ulaşım araçlarını kullanamam
sokakta, parkta, alışveriş merkezinde,
havuzda ,sinemada işim yok aslında
öyle ya ..
ben engelliyim.
benim adım hanzala
bugün ekimin yirmi dördü
acıları yüreğimi tırmalar
bir deli rüzgar eser
sağım solum tozlar içinde
savruluyorum yetim saçları gibi
(75 yaşında Müslüman olan Fransız aktvist Sophie Petronin’e ithaf olsun)
başkalarının hiç bilmediği bir ısrarla bekledim
başkalarının hiç anlayamayacağı kadar yolunu gözledim
cesedime üflenen ruhla yanımda olduğunu hissettim
ümit kesmeden
gemileri beyaz martıları beyaz
suları mavi gecesi ayaz
ışığın dört yakasında kurulmuş
görülecek tek rüya tek düş
gözleri kamaştıracak kadar görkemli
alın yazımın içine düşmüş memleketim
beni sevdalarımdan tanırlar
mor alacası sabahlardan
kimi uçuşan toz iken sokaklarda
önce mavi silinip kaybolurken
akşamlardan
oda daralıyor bekledikçe.
sabah zor geliyor geceyi tedirgin edenlere
o yıllarda benim bekleyiş sebeplerim
neyse ki çok masumdu
biraz kar
sobada pişen kestane
can aynasıdır acıların kurbanları
bizi bize gösterir
unuttuğumuz güzel yüzümüzle tanıştırır
kerbela’yı hatırlayış da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!