sıkılıyorum şu sıralar
için için bir bostan korkuluğuna dönüşen
menşei olmayan bir kaygım var
mütemadiyen yaptığım hataları da hesaba katarsak
yalan bile olsa hayata şerh düştüğüm
umut deryasında
sıkılıyorum şu sıralar
menşei olmayan bir kaygım var
soluduğum her hava ters yüz
işte, kan lekeleri gibi kızıl böğürtlenler masanın üzerinde
kızıl lambanın gölgesi duvarda izler yaratıyor
İnsan bu,
anın esiri ve geleceğin firarisi…
Hızlı adımlarının mesafesinde akıp giderken zaman,
bir ayak boyu zoruyla kat edilen yollara dönüşmesi,
gözün ve kulağın koca dünyayı hapsettiği enerjiden
bir tıkırtıyı bekler durumların hayatlara girmesi…
geçmişi...
birer hatıra mahfazası gibi severiz
onlarında canları vardır
sessiz bir hayatla yaşarlar
umduğumuz
rüya gördüğümüz
geçmişi...
birer hatıra mahfazası gibi severiz
onlarında canları vardır
sessiz bir hayatla yaşarlar
umduğumuz
rüya gördüğümüz
çok yorucu
anlatılırken , mana verirken, ifade ederken
konuştururken bir hicranın vaveylasını
içerisinden yürek sızısını çıkarıp harflerle bezemek
lezzete dönüştürmek
pek zor
güneşin guruba meylettiği akşam vaktidir
bir mahfuz nurun aksı ruhumu doldurmakta
bir zaman bakarım öylece semaya doğru
ey güzel peri, masallardan çıkıp gel artık
çektiğim hicran azabından,sararıp solmaktayım
Gözlerden uzak gizli konuşalım seninle
Umutlarımızı süsleyen hayalleri
Buğulu camlara çizelim
Titreyen gönüllerimizle konuşalım
Masmavi bir düşle yükselelim gökyüzüne
ebabiller uçurarak gidelim bu diyardan
derin uykularla emzirdiğimiz gecelerden
göğe açık avuçlardan ruhumuz kanatlansın
matem dolu sabahlar olmadan
yıldızlar misali dolunay düşlerine gidelim
ben aşk istiyorum
içimdeki buzları eritecek
buzdan sarkıtlarımı çatlatıp kıracak
kalbimin eriyip akmasını,
tutku nehirlerinde boğulmayı istiyorum
o zaman bütün gece sahilde şarkılar söyleyeceğim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!