sessizliği de güzel görüyordu elçi
sessizliği de duyuruyordu can kulağına
bir başka hüsün şahikası
kırık hecelerle
elif-lam-mim diye
Gitme(Murabbaı)
Vezin: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün
Ayrılık kastıyla cânım, terk-i dâr etme, gitme.
Hicr elinden gönlümü bir dâğ-ı nâr etme, gitme.
Sen güneşsin, nûrun eksik etme biz bîçâreden,
Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi bana emrediyorsunuz ey cahiller?"
(Zümer, 39/64)
gizli, açık her halde ;
ey o Allah’tan başkasına tapan
bundan böyle imana gelmeyecekleri
değişime ve dönüşüme açık zihinler için
her satır eski şeylere yeni bakışlar sunmaya çalışıyor
gözlerden uzak
gündelik başlıkların ötesinde
faniyim
kendimi bilmek , kendimi bulmak evresinde
bilinmeyen sırlarla doluyum
kusurlardan arınma safhasında
şevk ve iştiyak merhalesinde
kocaman bir sürpriz olacak sessiz titreyişler
kesintisiz deprenişlerle sonsuzluğa akıtılan nefeslerimiz
sarsılışların telaşıyla nabza indirilecek kıyamet bombaları
iniltilerimiz zamanı heceleyecek
saat saat dakika dakika
onun zamanı
güneşin en yücede bulunduğu zamandı
bundan dolayı onun gölgesi yoktu
uzaktı o her türlü gölgeden
iyi ve gerçek bildiğim her ne varsa
hepsinden nefret ediyorum
bütün savaşlar adına
yenilmişlerin öfkesiyle doluyum şimdi
iradem tümüyle kinime teslim
canlar feda ederek
hayatları gözden çıkararak
ayakta tutulan
yüce bir gerçek vardır ki
Tarlasından dönüyordu ,
buğday ve pancar tarlasından,
Vın diye geldi kurşun, havalardan doğru.
Elleri ılıktı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!