hey sokağın ucundaki kırık camlı evler
hey evleri kuşatan yoksulluk
hey gecenin içinden kayıp savrulan sessizlik
hey kutlu yalnızlıklar
göklerde ayaza kesen karanlıklar
elbet bir çift ölüm de sizin için
her sabah
binlerce çocuğun yetim kaldığı yeryüzüne
açıyoruz gözlerimizi
yakıp yıkılan şehirlerin harabe görüntülerine
kül olup kavrulan insanların sayısına alışa alışa
başımızı yastıklara koyuyoruz
etrafa soğuk ve lanet bir duman yayılıyor
bir kaç kez ruhumun bütün tezahürlerine
üşüyorum
buz kesiyor sırtım ve ellerim
zihnimin her köşesinde kılıç kalkan şakırtısı
beni adam etmek ümidini de yitirdim
bir takım zanlar içindeyim
gözlerim kapalı kıvrım kıvrım beynim kanıyor
fikir kıvrımları arasından akıyor siyah bir kan damlası
bütün piyonlarım son çizgide vezir olmaktan alıkonulmakta
yok mu bizde
sağ elime güneşi
sol elime ayı verseniz
bu davamdan vazgeçmem diyen kararlılık
yoksa güç ve iktidara mı talip olurduk
gözlerden uzak gizli konuşalım seninle
umutlarımızı süsleyen hayalleri
buğulu camlarına çizelim
titreyen gönüllerimiz
masmavi bir düşle yükselelim gökyüzüne
parlayıp hiç sönmeyen
yalandır beyaz gecelerde ruhları kamaştıran sihirli kadehler
yalandır bahar ufuklarına tutunmuş pastoral renkler
hiçliğin gölgesini giydiren eşkıya hikayeleri yalandır hep
yollarını kaybeden çolpanların
geceleri arayan sayeleri de yalan
bir güneş ışığı say güzelliği
gönül ve beden camında huzmelenen bir nur de adına
hani akşam olunca çekilip güneşe geri gider ya
hani ışıklar ve hani göz kapanınca kaybolur ya
ışığı da, nuru da camsız görmeye alıştır kendini
yolda kalmamak
yıldız alacası bir dünyada
çaldırdık son şafak yıldızımızı
yerlerde çiçek
göklerde yıldızdı düşlerimiz
ve susar
bana güzel bir sabırla sabretmek düştü der
suskunluğuyla mayalar mevsimleri
müjdeli baharlar büyütür acılı göğsünde
insan kalbinin boğuştuğu ölümcül dalgalara karşı
deniz feneri gibi durur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!