bu gece
kalbime binlerce yıldız dokunuyor göğün parmak uçlarından
bir lütuf giyiniyor sokaklarımın çehresi
bir taze nefes alıyor göğsüm
müteaddit kere içiyorum kandil gölgelerini
bu gece rahmet gecesi
arz ,sema mutlu
mü'minler umutlu
günlerden, hatta aylardan beri
zevk-i visalin tesiri çoktan unutulmuş
bu gece
durağım, sığınağım, barınağım,
toprağına attığım tohumlar gibidir kalpsiz secdelerim
göğüm, güneşim, yağmurum,
denizine akıttığım nehirler gibidir dileklerim
göğüne dal budak, salkım saçak uzattığım ağaçlar gibidir arzularım
her sabah ilk işlerimden biri
hava bilgisini gösteren aletin ekranına bakmak
orada yazan dereceye uygun bir giysi seçmek
sonsuza kadar hapşıracak değilim ya,
meret bir hastalık yorganı atmış üstüme
tam bir aymaz misafir çekip gideceği yok
bugün günlerden perşembe
konusu bir kurşun bir türkü bir aşk
elimle yıldız tutarcasına uçsuz bucaksız gökler
sonsuzluğun koyuluğunda karanlık bir dehliz kadar iniltili
mühürleniyorum ıssız denizlere açılan o pencereye
seni
her soluduğum nefesle kaç kere
seni arayıp durdum
titrek bir mum ışığı misali
seni taşıdım adresini benim bile bilmediğim bir şehre
her köşesi senin gibi sessiz
mavilerin yapayalnız boşluğuna uzayıp giden masallardan
evvel zaman içinde ki aşklardan
kör kurşunlar girdiği vakit yüreklere
terk edilmiş ülkelere
en yeni haberleri götürür bulutlar
gönül tepeleri yine soğuk çölleri yine kor ateş
bambaşka bir alemin havasını soluyup
kimileri bir neron gibi yaşar her anı
sevdikleri uğruna yıllarını yakar
bazen zaman hoyratça akar gider farkında olmadan
bu mektup sana alara
rengini kaybetmiş
kurumuş çiçekler dağınıklığı
üstlerine dökülmüş gözyaşı tuzları
hüzün kırıntıları
bu mektup sana dilara
satırların üstüne
rengini kaybetmiş kurumuş çiçekler dökülmüş
gözyaşı tuzları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!