sustu tekrar
hayatın akışında en basit ayrıntılara sustu
böyle cinnetle
böyle sonlu olmamalıydı
suskunluğu
kaşları çatık düşünceler salınıp salınıp duruyor
akşama zaman taşıyan bir çocuk dolanıyor etrafta
açarak ilahi kitabın son sayfasını
sorgusuzca
dokuzuncu satırından bırakıyor boşluğa
bir çift karanfil yangını
yakut başakların içinde titredi
hüthütler havalandı
kimi sisten kimi esintiden kimi korkudan
gökten sicim sicim indi
değdi ağaçların bedenine belini sardı defalarca
dut yapraklarından kıvrım kıvrım toprağa kaydı usulca su
üstümde bir hal var
ne kitap okuyabiliyorum
ne de canım bir şey yapmak istiyor
canım şiir yazmak istiyor
susuyor gri gölgeler
sokak köşelerinden sesler duyuyorum
yitik zamanlara kelepçeleniyorum
içimde gayzını ifşa etmeye duran cehennemler... fokurduyor
hüznün en koyu ağıtını çalıyor rüzgar
kanatıyor up-uzun ıstırapları
kırkikindi yağmurları başlamadan
ihtilaller patlamadan
her neyse
göz pınarına düşen
yanaktan süzülen
kana tere karışan
bazen ışıklı beyaz bir top gibiydi ay
bazen un kurabiyesine benziyordu şekli
gülümseyen bir yüz oluyordu bazen
işi gücü beni takip etmekti
her birimize bir kurşun hediye
hepimizin tenine bir şarjör
nice şeymiş o eski hurafe nutuklar
nice şeymiş geriye kalan vatanseverlik
var oluş sancısı çekiyoruz hepimiz
her insan arkasında bir hikaye bırakır
kaldırım kenarından akan su gibi sessiz
gök kubbenin üstüne çöktüğü ağır bir sis gibi
yağmurun sesi gibi
avuntusuz
üzüntüsüz
çiçekleri vazonun içine bırakır gibi
seni koymuşum baş köşeye
her bakışın her sözün
yüreğimde en acımasız tahribatlar oluşturur
yıldızlar parlar gözlerinin göklerinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!