şarkı söylüyor kalbimin yorulmaz sancısı
mevsimlere sırtını yaslamış bir rüzgar gibi
aynı bedende bir can olmanın sırrını fısıldıyor
denizi ve göğü taşıran
yeryüzünü ötelere ilikleyen güç
Hangi eldir bu çizen, bu sim siyah levhayı?
Hangi sestir susturan, bu bitmez vaveylayı?
Kayalar sükût etmiş, sırlar dökülmüş suya,
Hangi dildir anlatır, bu korkunç muammayı?
meçhul bir geminin meçhul bir denize açılması gibi
bir vahşinin öç alma saatini beklediği gibi beklerim
nar-ı aşkına boyanırım sineme saplanan velveleyle
tohum toprak altında nasıl yeniden doğuyorsa öyle
cümle alem bir hasret türküsü nasıl söylüyorsa
aşkla yan sen de
bir kandil gibi ey gönül
yağmur yüklü bulutlar gibi
seni sırılsıklam ıslatsın düşen ateş damlaları
sevmek bir sır
ceplerimde insanlar
ellerim cebimde,
kanıyor parmaklarım
gecenin tam ortası
ne anlamı var ki zamanın
devam ettikçe yol
her şey
yolda oldukça aşılır
çoban yıldızıdır bazen yol gösteren
nihayetinde
Öyle bir şehrin koynundayım şimdi, adı başka, tadı yarım
..,bakma sen gözlerimin daldığına,
sisli bir pazar sabahı gibiyim sadece
efkarımı dağıtacak,
sen manzaralı bir pencere arıyorum şimdi
uzak dağların ardından
silah sesleri ve ölüm çığlıklarını değil
ve önümde gidemediğim kadar sensizlik
geceler sus
şehir sus
ben sus
bilsen
içinde kaybolduğum bir kodestir gözlerin
oradan umutlar toplayıp kalbime atacağım
uçup duran karlar düşerken
bakışlarında sığınacak yer arayacak
zemheri soğuğunda üşüyen
saçlarına üşüşen her kar tanesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!