ah ile sancılı anneliği tecelli etsin meryemlerin
sürgün çölünde ,susuz ateşler içinde
zamanları serinlik ağırlasın
sarsılsın zemin ,uçuşsun kumlar
çöle yağmur çağırmak için
bir çaresizliktir artık taze çimen rüyası
sen hiç uyudun mu,
kaç gece içerir bir darağacının dehşeti
garip ve sonsuz geçen ürpermeler
kaç gecelerde mermi sesleri…
Mendil balkona asılmış çamaşırlarda esiyor rüzgâr.
Paldır küldür, aceleci…
Bir mendil koptu çamaşır mandallarının ucundan.
Mendil kısmı, rüzgârla uçmayı pek sever.
Mendil gitti,
daha doğrusu gitmedi de uçtu,
davutla güreş tutup,
sırtının yere gelmesine izin verecek denli alçakgönüllü olan yahova
kenan ülkesine
acı,gözyaşı ateş ve ölümden başka ne getirdi
sayfalara sığmayan,
işin içinde
1997’den bu yana yaşanan bir acı var
parçalanmış bir kardeş canı var
sadece insani bir çığlık var
sizin hiç kardeşiniz parçalandı mı?
çuvallarla topladılar mı onu,
alevleri en hücra köşelerini sürekli yakar durur
işkencenin en beterine aralıksız maruzum
sonra yanıp tutuşurum aşkın katmanlarında
sinem darmadağınık ,çilesi derbederlik
düşen çiğ taneleri al al
akıp gider güneşin ışık demetleri ayrı ayrı desenler çizerek
bin bir masala dönüşür melankolik kır çiçekleri
beyaz tüylü bir kartalın sırtında doğar şafak
perçemleri dağılır,ter damlar şakağından
ben şimdi
olağan bir günün içinde
sevgiyi dostluğu arkadaşlığı arıyorum
yaşamın ve insan olabilmenin özelliklerini
insan hiç yenilmez mi
ben zaten hiç güzelliklere kolay varmanın
bir yolu olduğuna inanmam…
ve bir de yenilmeden zafer elde edilebileceğine
insanın hiç yenik düşmeden
sürekli galip gelebileceğine ikna olmam
kaf …ha ..ya …ayın…sin…aşkına
siz ey, evvelce kömür karasında yalan
sonra gönül yarasında parlayanlar
siz zambak zambak...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!