gökyüzü ninniler fısıldıyor şimdi
uykuya kanmak , uyuduğunu unutmak vaktidir şimdi
adresi benim olmayan desenli rüyalara giriyorum
ritimli nabızların en ince hummasına gidiyorum
rüyalar baharlar büyütüyor
hüznün henüz taze
canını yakıyor hicranın
düştüğü yerde yangınlar yükseliyor şimdi
hislerini anlatamıyorsun diye
sokağını değiştirmek istiyorsun
yıl 1914 aralık ayı
allahuekber dağlarında donan 78 bin şehit
ısı yer yer sıfırın altında otuz derece
çölden gelmiş türk askeri
üzerlerinde yazlık üniforma
bir yanda dondurucu soğuk
bugün şubatın on dokuzu
seferberlik var topyekun
tüm müstahkem mevkiler tutulmuş
bir kez daha durum vahim
kış geri döndü
camlar zangırdadı
fikrimi esir aldı bu son kez gidişin
duygumda
idrakimde
her dem sayılarca biriktin ve yollarca uzadın
bundan böyle bir tek sen varsın
bundan böyle bildiğim yalnızca sen
Şiir, aruzun en ahenkli kalıplarından "Mef’ûlü / Fâilâtü / Mefâîlü / Fâilün" ile yazılmıştır. Her mısra bu ritme sadıktır.
Gökten iner bu sofraya nûr-ı Hudâ bugün,
Ruh parlar, işte kalbe doğar bir vefâ bugün.
sevmeyip de ne etsek
hiç sevilmez mi
yokluğuna razı olmayan
gönlüne gönül veren
sevmeyi öğreten
böyle değil elbette
hikayedir aslında giyim kuşam debdebe
niyetidir insanı kıymetli kılan
gönlündeki doğruluktur onu insan yapan
ister çamura bulansın
ister dikene dolansın
sebebi sensin saçlara düşen akların
çilekeş bir yüreği perişan eden acıların sebebi sen
onca günahla kirlenmiş onca isyana rağmen
akan sıcacık gözyaşların sebebi sen
senin eserin damarlarda dolaşan her nebze kan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!