nefesimden her yayılan ısı
soğuğun içinde yok oluyor
her yerine dağılıyor şehrin
en tenha ve sessiz uzaklara
soluk soluğa koşup
uzanıp gidiyor sonsuza
öyle sanılıyordu
oysa gitsen de kalsan da candan olacaksın
öyle demiyorlar mıydı
kalmaya direnmenin kime faydası var
ölümü geciktirmek kime hayat bahşeder
durduramadığın ölümü bir anlamla doldur
hakikat bizim yitik malımız
hakikatin bizim bağırıp çağırmamıza ihtiyacı yok
hakikat bizim kas kuvvetimize minnet etmez
onun duruşunu tavrını
onun edasını sözünü
kendimize ram etmek gerek
önce …
heyecan sarar dudakları
depreşir sessizlik nefeslerde
devrilir an
ışıklar söner
perdeler iner
eski şehirler ve tükenen yokuşlar kalmış geride
bir duvar yükseliyor şimdi arada
örgüsü su olup akar gibi cennet çeşmelerinde
cennet çeşmelerinde su olup akar gibi
Susuzluk ateşiyle yandı cân u dilde her zerre (Gazel)
Vezni: Mefâ’îlün / Mefâ’îlün / Mefâ’îlün / Mefâ’îlün Şair: Redferî
Güneş mağrib yolun tuttu, ufuklar bezm-i nûr oldu,
Gönül mülkünde sabrın neş’esi şimdi zuhûr oldu.
değişen hiçbir şey yok
yani dünden bu yana
boynu bükük birkaç sözcük
örümcek bağlamış
birkaç lakırdı
ben yüzümü yıkayıp saçlarımı tarıyorum
Suyun içinde yüzen söğüt ağacı
Yatmadan hemen önce,
günü bütünüyle hatırlamak istediğimizde,
uzlaşı başlar o vakit.
Gün boyu üzerimize yağan renklerden
toprakta filiz vermeyen tohum olmak
tohumdan meyve beklemek
sonra kainata parıltılar saçarak
muntazam hakikatler fışkırtmak
zamanın dehlizlerinde öylece yürümek
geceydi ve yalnızdılar
bir süvari inat etmiş
dünyayı kurtarmadan evvel
dünyanın bir ucundaki soluk yüzlü evi kurtaralım gelin
sevemediklerimizi sevmeyi deneyelim, gelin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!