dağ yamaçlarına tatlı ürpertiler bırakandır o
içten içe tutuşan uzak şafakların közüne serpilen gecedir o
yumuşacık mehtaplarda suların tenini okşayandır
ümitli yakarışları süt beyaz ışığıyla besleyendir
gecenin siyahını yırtan hilaldir o
*
hayallerimizin yükü altında ezilmeden dimdik duransın
üşümüşlüğümüzü alıp götürensin sıcacık sevda iklimine
iç ağrılarımıza erişen müjdesin sen
camilerinle, saraylarınla, çeşmelerinle
korkularımızı korkutansın sen
Derken yağmur çiselemeye başlasın.
Diyelim ki bu yağmur,
paydos ziliyle beraber bir kadının alın teridir...
Ve ardından topraktan mis gibi bereket kokusu yükselsin;
Bilelim ki bir kadın,
ağlayan bebesinin ağzına dayamıştır memesini.
bir bomba patlamış sanki kalbimin merkezinde
ve önce sen ölmüşsün uzun yaz gecelerinde
sonra içimde senden kalanlar
her bir türevi her bir zerresi her bir kalıntısı
oysa…
bu gece biraz alaturka olsun
hani söyleyemediğim ne kaldıysa sana
işte hepsini birden söylüyormuş gibi bu gece
felekten kartımızı geri alırcasına gizlice
yaşayacağız
yağmur şimdi dindi,
geçicidir bu dinme belki,
gene yağmaya devam edecek
küçük de olsa burukluk bırakıyor insanın yüreğine,
kısa süren buluşmaları ,unutulamıyor
kendimi bulma peşindeyim
hangi sokak var geçmediğim
hangi bir harabe kaldı uğramadığım
çamurlu yollarda yürümek için zaman çok kısaydı
umut anka kuşunun kanatlarındaydı oysa…
yollar vardır upuzun
yollar vardır dosdoğru
Hak’ka varır vardırır
yollar vardır karanlık
yollar vardır epeğri
Hak’tan sapar saptırır
Bu manzume, aruzun Mef'ûlü Mefâîlü Mefâîlü Feûlün kalıbıyla, hikmet (didaktik) tarzında yazılmıştır.
*
Bunca nefes harcadın, kârın ne ki ey can?
dağların güneşe dönük yamaçları
bir çocuk nefesi kadar yumuşak ve güzeldi
sonra, buzullardan bir rüzgar esti
acelesi olan alaca karanlıkla beraber
gri-mor rengini de ardından sürükleyerek
sessizce vadileri, boğazları da kaplayıverdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!