kaşları çatık düşünceler salınıp salınıp duruyor
akşama zaman taşıyan bir çocuk dolanıyor etrafta
açarak ilahi kitabın son sayfasını
sorgusuzca
dokuzuncu satırından bırakıyor boşluğa
bir çift karanfil yangını
bazen ıslak ve serin bir sonbahar sabahına uyanılır
etraf sessizdir
yakut başakların içinde titredi
hüthütler havalandı
kimi sisten kimi esintiden kimi korkudan
gökten sicim sicim indi
değdi ağaçların bedenine belini sardı defalarca
dut yapraklarından kıvrım kıvrım toprağa kaydı usulca su
pir aşkına yar aşkına
alevler vücudun tamamını örtünceye kadar
taşa toprağa, oduna tahtaya, çula çaputa değinceye kadar
dervişlere özgü harlı ateşle yanmaya devam..
hüzün sesine boğulan derviş
her gün aynı yolundan geçmemize rağmen
aşkın adresini tarif etmek o kadar zor ki,
kah acıdan soğuk terlerini
kah kahredici titremelerini
gizli güçlerinin bileşenlerini birbirinden ayırıp
dokunabilmek imkansız tutkularına
Aşk ile bu âlemi vîrân iderim ben
(Mef'ûlü Mefâîlü Mefâîlü Feûlün kalıbına yakın) Divan Edebiyatı Tarzında Muhammes . (beşli bent)
Aşkın odını cân ile cânân iderim ben
Göz yaşını bu dehre nihâl-i revân iderim ben
Sırrım dile gelmez, nicedir pinhân iderim ben
Vezin: Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün
Ey gönül, gülzârı terk et, cânı cânâna karış,
Şekeristan-ı bekāda lutf-ı Rahmân’a karış.
(Havf ve reca ikliminde )
Aşkın Sırrı
O’dur kalbe can veren, O’dur derdine derman,
Korku, sevgiyle büyür; aşkta saklıdır ferman.
mendebur saatlerde
gemileri yakmaya hevesli olanlara ithafen
yaktım denizleri
dallara yazmalar bağlamakla,
göğe dilek salmakla olacak iş mi bu hiç?
savurur peşimiz sıra kader
yanmış yanmaktan köz kesilmiş
fersudeleşmiş en nadide aşk duygularını
şişeler içinde bırakılan mektuplar gibi
ebede hiç durmadan akan bir akarsuya bırakır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!