ey gecelerimin hazan vakti
her uykudan önce bir şeyler fısıldarım
bil ki yalnız sen geçersin dualarımda
yüce Rabbime emanet ederim seni
saatlerin sustuğu mor anlarda
ufkun yamacından akıyorken şafak
bir sabah nasıl beliriyorsa öyle
güneş göğsünden nasıl emziriyorsa gündüzleri
göğün derinliğinde ebedi müjdeleri
işte öyle
bir fecri kazıp vakti sabaha koşan yıldızların
ötelere akar bedbin,bitkin hayalleri
bir çok iz kalır alınlarda
birde gözleri mesken tutmuş taze uykular
bir müberra beldenin mücella makamından
nasılda sevdirildi ona cehennem ateşi
nasılda sürüklenip bir kütük gibi yuvarlandı
alevli bir ateşin en şiddetlisine , en öfkelisine
nasılda helak oldu kahrolası
zalimdi ebu leheb,
adanmış bir ruhun ateş önünde yanışıdır ammar
beden kaygılarından ruhunun ufuklarına doğru yürüyüşüdür
hüznüyle derdini yüreğine gömen ammarca direnişin sınavıdır
ateşi görür
sonbahar yaprakları gibi bir bir dökülüyor
gecenin en karanlık vaktine
isyan…
çığlık…
cinnetler…
yeni bir günün akşamı
sevda denizlerine mor düşünceler sürgün
yalnızlık vurunca yangın rengi sahillere
uyanır müptela duygularım
sensizliğin hüznü var dinlediğim tüm şarkılarda
uykuya dalınca kent
yalnız başına kalınca
aşkı öğret bana
aşkını ver yüreğime
oysa güneşli bir gündü rengarenk
masmavi deniz heyecanla selamlıyordu
çıplak ayaklarıyla koşan yüreğimi ,
anlamsız keşkeler den sonra
masallara inanacak yaşı çoktan geçtim
esen bu rüzgar ne
yakınmalarıyla yüklü benim yitik insanlarımın
ve yurt özlemiyle boğazlanmış
ve kaskatı bu rüzgar ne
toprağı ve ufku doyuran bu sesler ne




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!