günler geçiyor
domatesin kırmızısı, biberin yakışı
karpuzun serin gölgesi, muzun tropik fısıltısı
derme çatma tezgahlarda bir tanıdıklık buluyorum
tadı eksik, çeşidi az
ama yine de sarılıyorum
zaman parçalanarak dağılsın istersin
her bir parçası
umutla beklediğin haberler getirsin
ve vakit orada dursun istersin
bazen tarumar olmuş şehrin
kısa sürede yerini iniltilere bıraktığına şahit olursun
Bir müjde dökülüyor sokakların çehresine.
Bir taze nefes olup içiyorsun yeni dünyayı.
Bir gül tazeliğinde selamlanmak üzeresin;
Kalbine binlerce şafak dokunuyor ışığın değdiği yerde.
meğer biz sevilmeyi beklemişiz
karanlık vadilerde serin sular aramışız nafile
koyu mavi düşlerde geçirmişiz onca yılı
gökte yükselen koca gök kuşağını
yağmaya hazırlanan renkleri gözlemişiz
bilinmeyen bir yerdeyim
bedenim kadar eski
yaşım kadar yeni
bu alemde
yolcuyum
kal desem
bir belki düşer dudaklarından
bir zamanlar gitmiştin hani
geri kalanlarından bir bölümü de gitmişti
son gidişinle tüm zahiri algılarım
o zaman gitmişti belki de
eski bir verandanın solgun asma yapraklarına takılıyor gözlerin
içli seslenişleri burada bırakmışlar
hepsini bavuluna sığdırıyorsun
köhne patikaları aştığında
kızılı kaybolmuş akşamlardasın
tam burada ağıtlar yakılmış eski bir zamandan
Bazen en beklenmedik anda
Küçük bir umut filizleniyor içimde.
Belki bir gün
Tam da senin unuttuğunu sandığın bir anda
Beni hatırlarsın.
Belki bir sabah kahveni içerken,
gökte yeterince yıldız var oysa
güneş ve ay pervane oysa
sakın
anlatma
yıldızların önünde eğildiğini
Zifiri gecelerin bağrında şafağın tecellisini aradı bu garip gönül,
göklerde sönen yıldızların matemiyle yandım;
Göğsümde korlaşmış külün hüznünü avuçlayıp sükûtun dergâhına sığındım,
Çıkan ilk fırtınada boğulup kendi kıyıma vurdum.
Tutunduğum fani dal kırıldığında dahi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!