sarar bin bir çeşit sihirli esintiler benliğimizi
cumaların ulvileşen o büyülü tatları
doyumsuz hazların her türlüsü
kalp atışlarımızdan sevinç naraları duyarız
her salisesi sonsuzluğa namzet
Bu elmalar çürük!” dedi müşteri.
Pazar tezgâhı tepeleme elma dolu.
Tabiat adlı ressamın,
kırmızının en narin renkleriyle boyadığı elmalardan...
Pazarcının yüzü, elma gibi ekşidi.
Marul sararabilir, domates cıvıyabilir,
dağ,
büyük sığınak
ya da zirve
hem mefkure yolunda zor yol
hem de yeni bir hayat bulmanın beşiği
kuru hava, duru gökyüzü, parmaklara değen bulutlar
bir aşkın yangınlarına mahkum etmişim kendimi
sonu gelmez alevlerinin ardına
sevdalarına sürgün etmişim kalbimi
delik deşik ,lime lime paramparça
iliklere işleyen bir ateşin
ela gözlüm
unuttuğum yanımı hatırlat bana
daha çok zihne yeniden yansıyan
uyutulan rüyalara al beni
ela gözlüm
akla yürüyen bir kaç ihtimal
çakılmış mığ gibi
tıpkı göğün içinde ölü mavi bulut gibi
seriyor ,yayıyor, döşüyor duygularımı
kimine bir, kimine üç, kimine beş
oysa sonsuzdu
desenlerin en hüzünlü rengiyle
acıların yüzünde beliren tebessümleriyle
yarın bir kervan yola çıkacak
oyası ateşle işlenen gergeflerin çırpındığı
delicesine zamanların insanları
acı şelalesinden rahmet serpecek çevre çevre
yıldızlar kayar aheste yorgun ve argın
mor kırmızı bir nehir süzülür çok uzak diyarlara
orman, güneş yangını içinde
dili olsa da terennüm etse ümitlerini
ilkbahar masumiyetinde gün batımı kızıllığı
en olmadık hayallere tutsak
elimle ördüğüm nice konforlu kodeslerim var
kimileri sağımda ,kimileri solumda
yıllarca savaşmaktan yorgunum
mum gibi zemine düşer parçalanırım
ne suların sihirli şırıltısı ne de şarkıların tatlı sesi
umut salıncaklarındaki huzurlu uykular
alabildiğine maviliklerde uçuşur bulutsu sevinçler gibi pupa yelken
çoban ateşlerine koşar zifiri karanlık gecelerde
derbeder ömürler bölünür orta yerinden .
heyecanların tenhalarından eylül akşamları döner de
baygın gecelerin öte yakasında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!