yürüyordu tam karşıdan vuran rüzgara aldırmadan mehmet
bavulun sapını tutan kemikli eli buz kesilmişti
yürüdükçe sert rüzgarın önünde
şeytani bir büyücünün yaptığı karanlık büyülerle
kulaklarında parçalanıyordu sert soğuk
buna rağmen attığı her adımla
her dem yeniden doğayım istiyor
gün bugün
saat bu saat
öncesiz ve sonrasız yok olayım istiyor
her gün büyük gürültülerle çekilsin uykusuna
gecenin karanlık güçleri
sokaklarda başıboş
avare avare dolanırken
hiç durmaksızın
pencerelerden sızan ışık
gözüme yol gösteriyor
bir şeyler oluyor
bir şeyler
ağır
sessiz
gürültüsüz
kimseler fark etmeden
Çıldırmaktan korkmuyorum.
Belki hepten çılgınım.
Çıldırmaktan korkuyorum.
Korkmuyorum, korkuyorum, kararsızım.
Belki içinde bulunduğum bu azapta
abes gelebilecek her ne varsa
süzülerek yere doğru inen yaprağa takılıyor gözlerim
çöküyor kızıllığı ,gamı akşamın
mana derinlikleri açılıyor perde perde
heyhat alacalanıyor kara bahtımın yıldızı
her rengi her görseli bir dünya sahnesi
ardımızdan koşup geliyor işte
masum bir çocuğun ürkek bakışları arasından
çığlık çığlığa ağlayan bir geçmiş portresi
içimizden günler geçerdi
tüllenen hayallerimizden huzmeler
içimizden günler geçti
tüllenen hayallerimizden çocukluğumuz
belleklerimizin zembereklerinde kıvranan saatler
unutuldu
öyle cılızdı ki elemlere dayanamayan küçücük bedenlerimiz
artık sükunetini arayan bir nehir
sabi sevinci içinde… heyecanlar
diriliş ezgilerinin bir bir
harekete geçtiği saatleri
hatırla
kar beyazı saç tellerini yakalardım
aynı yaşlarda gezerken köşe bucaklarda
büyümek yoktu aklımda inanın
sevmenin ne demek olduğunu bilmiyorken daha




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!