göbek bağından hala bağımlıyız
atmaya çalışırken ilk adımları yeryüzü ayak altında
yaşadığımız şu dünyada ya hiç ayna yok
ya da o aynalara bakacak yüzümüz
kırık aynaların önünde
kim dermiş suların dili yoktur diye
ilk lafı tağutlar söylerdi belki
lakin son sözü hep sen söylerdin
susmak sana yakışmazdı
sen susarsan zulüm konuşurdu
masum çocuklar huzura susardı
Ey bâd-ı sabâ naat-ı şerifi (Muhammes)
Bu eser, "Ey bâd-ı sabâ" ifadesinin redif olarak kullanıldığı, beşer mısralık bendlerden oluşan klasik bir Muhammes'tir.
Vezin: Mef'ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün
Aşkınla yanan gönlüme bir çâre getir gel,
ah natalya
hey dağda ki bulutları kovalayan rüzgar
hangi taşa, hangi toprağa bakarsan bak
rüyalara giren memleket ukrayna
henüz yeni açmış menekşelerin hüzün kokuyor
üzerine bombalar yağıyor
Ey bî-vefâ yâr!
Vezin ; Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün
Ey dil-i bî-çâre, ey gönül, ey dertli kalb-i mahzûn!
Söyle hele, bu bitmez feryâd u figânın kime?
Bir âhınla sarsılırken zemin ü âsmân-ı dûn,
ey can her gece avare uykusuz vakitlerde
yüreklerimiz el ele tutuşup gitsin yıldızlı semalara
aşk şarkılarının nağmeleri nur içinde nur olsun
bir kez daha sabahlara yakın düşsün aydınlıklar
parıldasın her çizgisi tutuşan ufukların
ey gökyüzünden tılsımlar döküp parlayan güneş
karanlığı yakıp yandıran ışık
ateşinle ham duygularımı etkile
bir alevinle şu katı kalbim binlerce tutuşsun
kurtulsun mahzenlerindeki gölgeler
Ey Sevgili
Nurun on dört asır önce parlayan aydı
Gönlümdeki mahzenler ışığınla aydınlandı
Ashabındı
Karanlık gecelerin dost olan yıldızları
Kurak mevsimlerin gül kokan yağmurları
Her bir mısrası aşk ve hikmetle örülmüş,
20 beyitlik Mutavvel Gazel
Vezin: Fâ'ilâtün / Fâ'ilâtün / Fâ'ilâtün / Fâ'ilün
Razıyım bir kum taneciği olmaya bastığın yerlerde
Yeter ki fırsat bulsun merakım ölmeden önce
Razıyım bir kelamına bir nebze muhabbetine
İster hülyama ister serabıma ister rüyama gel
Unutulmak ihtimali nar yangınından da öte




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!