Tenha çıkmazlarda tövbekarlık artık faydasız
Demir atmışız gönül limanına en karasından
İlla gözyaşı dersen yüreğimizden onu da akıtırız
İlla ağıtlar mı her ayrılığın ardından
İstediğin bedel mi istediğin çile mi
köy akşamlarımız vardı
her akça kadınlarımız
her biri mercan ve zümrütten
bulutları sarınmış
zerafet anıtı kızlarımız
leyla öykülerimiz vardı
yağmura karışan sırlı toprak kokusunda
evler ,insanlar, ağaçlar
bir bir vazgeçer alışkanlıklarından
kehribar tespih şıkırdar yine
köy bazen
ışıltılı ahşap evlerin pencereleri
güneşten aydınlık
ömürden bir nafaka
timsali cennet
köy görüntüleri
geceler sığındığı zaman o efsunlu köyümüze
ağaçlarından fışkırır bize benzeyen çehreler
fısıldanır yaşamın tılsımı bütün yapraklara birden
çocukluğumuza üflenir masmavi ümitlerimiz
bir köylü olarak büyümenin
kıymeti daha da artıyor gözümde bu devasa şehirde
öpüyorum ellerinden büyüklerimin
kocaman yüreklerinden
bugünlerde biraz efkarlıyım
nedense bu sabah içimde tuhaf bir istek var,
kopup gitmek istiyorum uzaklara,
uzakların gizem dolu hallerine
geçmişten gelen her ağaç dalı gölgesine
cümleler geziniyor beynimin kalıntıları arasında
gözlerimden damlıyor bir garip hüzün
topluyorum kimsenin göremediği yalnız bana bırakılan yarınları
akşamın kara örtüsü
yanan lambalar
pencerelerden taşan ışıklar
gecenin karanlığına karışıyordu
gökteki yıldızlar
belki sevgililer için tutulan bir acı yastı
yağmur yağmur belaya başını tutmaktı
ateş ateş denizlere kendini atmaktı
tuz kadar mübarek
ekmekçe azizdi
toprakleyin bereket




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!