(75 yaşında Müslüman olan Fransız aktvist Sophie Petronin’e ithaf olsun)
başkalarının hiç bilmediği bir ısrarla bekledim
başkalarının hiç anlayamayacağı kadar yolunu gözledim
cesedime üflenen ruhla yanımda olduğunu hissettim
ümit kesmeden
gemileri beyaz martıları beyaz
suları mavi gecesi ayaz
ışığın dört yakasında kurulmuş
görülecek tek rüya tek düş
gözleri kamaştıracak kadar görkemli
alın yazımın içine düşmüş memleketim
beni sevdalarımdan tanırlar
mor alacası sabahlardan
kimi uçuşan toz iken sokaklarda
önce mavi silinip kaybolurken
akşamlardan
oda daralıyor bekledikçe.
sabah zor geliyor geceyi tedirgin edenlere
o yıllarda benim bekleyiş sebeplerim
neyse ki çok masumdu
biraz kar
sobada pişen kestane
can aynasıdır acıların kurbanları
bizi bize gösterir
unuttuğumuz güzel yüzümüzle tanıştırır
kerbela’yı hatırlayış da
çocukken gökyüzü daha geniştir
yollar daha uzun evler daha büyük
ve babamız dev gibidir
sonra alem değişir
belki de öyledir
belki de büyüyen sadece zamandır
ben köyüme dönmek istiyorum
tüm rüyalarım oraya vuslatı arzular
tüm hayallerim oraya dönüşe kurulu
yılların silemediği bir heyecanla
yarım kalmış heveslerle
Ben köyümü özledim
Ah, boşuna değilmiş endişeli bekleyişim meğer.
Kederli yüzüm ele vermişti bilgisizliğim yüzünden
alt üst olmuş duygularımı,
gark olduğum işkenceyi.
Bağrını açtı o, güzelim doğa,
baharlar yaşıyorum çocuk yüzlü
yüreğimde baharın bin bir rengi
çocukça heyecanlar
ruhumun uçarılığı çocukça
çocukluğumu ben ninnilerden öğrendim
duvardan düşen bir taşla yaralanır insan
elinden tutanların avuçlarını kanatır bazen
terk edilmişler kucağına döker gözyaşlarını
bir yerlerde bir yetim sevinse
bir öksüz doyuverse




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!