yangın
kıvılcımlar her tarafa sirayet ediyor
yakıyor alevleniyor
kabuslar içinde geçiyor zaman
birbirine girift hisler, garip ihtimaller
yakıldı ateşe koşan pervanelerim
kül olacağından habersiz, sarhoşça
alevden uçurumlara uçan kelebeklerim
yüreğimi kuşanarak içimdeki ateşe koşuyorum
karanlıkta kalmış saatler çalmakta hala
avuçlarında menekşe mavisi çiçekler açar
aşk kokar zamanın tüm parçacıkları
ay ışığı umutlar indirir öteki göklerden
aydınlık…bir elif miktarı
aşk miktarınca iki yürek
eriyen hayat içinde
bilmiyorum yolunda ruhumun kaç kez kaybolduğunu
bilmem evvelinde kaç kez güneş doğmuş
bilmem ahirinde kaç kez ayazına tutulmuşum
yüreğimin zincirleri çözülünce
kördüğüm kör kütük sarhoş düşünceler
bir yağmur ısmarla gelsin
yağsın iliklerime kadar düşüversin her damla
kor alevlerle ısınan ,sıtmalara tutulmuş
ağır adımlar var kaldırım diplerinde
çocukluğumu avuçlarına bırakacağım
saatler akar
akmasına tanık olunduğu kadar
gitmesine
onunla birlikte başka bir vaktin girmesine de tanık olunur
çift sürerken
ekin biçerken
acılar
bir hüznün en belirgin hatırasıdır
geçmişte yaşananların en belirgin anıtıdır
çekilen çilelerin
canla başla dikilmiş ölümsüz heykelidir
istanbul yansıyor gözlerine
güneş renk renk desenler açıyor üstünde
koyu gölgeler arasından parıldıyorsun
koyu mavi deniz
nasıl da çekiyor kıyılarına martıları
cennete eğilen söz ağaçları oluyoruz adını söyledikçe
şaşkınlığın koyu karanlığından
istikametin sabahına sığınıyoruz
tereddütlerin fırtınasından
Rabbimizce kabulün sakin limanına iltica ediyoruz
avuçlarında dua dua çırpınıyoruz.
sevgili
sana düşkünlüğüm arzular tutuşturan ateş misali
seni övmek mi ayıplara amade beşer sözlerle
belki şefaatime vesile ismin günah deryasında şu acizin
lal gönüllünün kurtuluşuna bir çare
gül kokun pak eder sinemi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!