Her uykudan önce bir şeyler fısıldar dururum
Bil ki yalnız sen geçersin dualarımda
Yüce Rabbime emanet ederim seni
Saatlerin sustuğu mor gecelerde
Unuttum artık sıcacık bir uykunun tadını
Her baktığım yerde seni hatırlarım
aylardan eylül
ıslanmadan
bir sığınak bulamadan
kayar yıldızlar
gök saçağı altına sığınanlar gibi
Ey mefhar-ı âlem yüce sultân!
NAAT-I ŞERİF
(Vezin: Mef’ûlü / Mefâ’îlü / Mefâ’îlü / Fe’ûlün)
Ey rüzgâr
Hatırlıyor musun,
bir keresinde tenimin rengini merak etmiştin
Senin estiğin yerdir diyerek
düşmüştüm o okyanus kıyısına.
aşk yarası müzmin hastalıklara benzer
bir sevgilinin işvesinden, cilvesinden
göz hoşlanır, ağır kabuslara tutulur gönül
benliğinde akar sonsuzca ,yalnız onun hayali
dolaşır damarlarda heyecanın her zerresi
ey beyaz mendilli çocuk
sen ey saçları yaz güneşi gibi yalım yalım
kara gözlü
sen ey
selahattin kılıcıyla havaları yaran yağız atlı
cehennem gibi yüreğindeki öfke
ey zakir
zikret içindekileri
hikmet pınarlarına mazhar
ademin çamurundan nasıl yoğrulduğunu
maruz kalınan meşakkatleri
feyizler saçar gönül dergahına
gül kokusu yayılır fecrin renklerinden
ilahi güzelliklerin akislerinden nağmeler
miraca kanat olur yer gök arası
tevhit ile sarsılır felekler
onunla ulaşır arşa melekler
ağaçsız tepeler
ışıksız kerpiç evler
filan şehrin uzak bir dağ köyünde
fakir bir köylüydü
bir elma ağacının altında oturup
her şeye pervasızca göğüs geriyor gözlerim
karmaşık mücadelenin kaderine ilişkin bir uyku
önsezilerimi onursuz kılan karanlık
en çetin iradeleri bile parçalıyor
geçtikleri yollara beyaz taşlar bırakan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!