içimde buz gibi soğuk bir güz barındırır ruhum
yalçın , çıkılmaz bir dağın başında çimen kokulu
bir köle durumuna sokarım düşüncelerimi
basmakalıp harflerin , sözcüklerin
yağmur hızlandı
rüzgar esti
başımda fırtınalar
bir vapur düdüğünü çaldı uzaktan
martılar çığlıklar atarak üstümden geçti
gök zeminini yarıp geçti şimşekler
yıllarca aşkın hicranıyla bestelenmiş,
hasreti nerede görsem tanırım
her gece mistiklerin anlattıkları hikmeti bilirim
zihnin içinde çarpışan bin bir dramı
şafak sökümünde gizlenen sırların gizemli öyküsünü
yıllarca aşkın hicranıyla bestelenmiş,
hasreti nerede görsem tanırım
her gece mistiklerin anlattıkları hikmeti bilirim
zihnin içinde çarpışan bin bir dramı
şafak sökümünde gizlenen sırların gizemli öyküsünü
her günü bir tespih tanesi gibi zikrederek
yıldız topladığın gecelere yaz
masalın en trajik yerinde
çatıver iki tel saçı birbirine
yağsın üzerine çareler, umutlar
sessizliği de güzel görüyordu elçi
sessizliği de duyuruyordu can kulağına
bir başka hüsün şahikası
kırık hecelerle
elif-lam-mim diye
Gitme(Murabbaı)
Vezin: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün
Ayrılık kastıyla cânım, terk-i dâr etme, gitme.
Hicr elinden gönlümü bir dâğ-ı nâr etme, gitme.
Sen güneşsin, nûrun eksik etme biz bîçâreden,
Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi bana emrediyorsunuz ey cahiller?"
(Zümer, 39/64)
gizli, açık her halde ;
ey o Allah’tan başkasına tapan
bundan böyle imana gelmeyecekleri
değişime ve dönüşüme açık zihinler için
her satır eski şeylere yeni bakışlar sunmaya çalışıyor
gözlerden uzak
gündelik başlıkların ötesinde
faniyim
kendimi bilmek , kendimi bulmak evresinde
bilinmeyen sırlarla doluyum
kusurlardan arınma safhasında
şevk ve iştiyak merhalesinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!