Aşkınla yanmakta, şu garip canım,
Yolunda fedadır, şanım sultanım.
Sensiz bu cihanda, geçmez zamanım,
Gönül sarayımda, ulu fermanım,
Ya Resulallah, ya Habiballah.
Her şeyin sonu keyifli,
şekerli şerbetli olsun isteriz.
Yemeğin sonu,
tatlı ardına sohbet eşliğinde bir kahveyle;
ders, hocanın tebessümüyle;
mevsim hazandı artık
yağmurlar etkisini artırmıştı gittikçe
akranlarım kalmamıştı sokakta
yapraklarını dökmüştü salkımsöğütler
Ya Sabır:
Vezin: Feûlün / Feûlün / Feûlün / Feûl
Cihânın gamından yoruldun gönül
Ezelden bu dertle yoğruldun gönül
Erişmek dilersen murâda eğer
Vatanımın kokusu
Fırıncının ekmekleri gibi taze,
anneannemin kadife elleri gibi yumuşacık,
ya sen
ya sen filistinli çocuk
dün seni gazze de gördüm yapayalnız
bir yetim gibi
kalbimi acıtan belki de senin susmandı
sesini kimselerin duymadığı paramparça gecelerdi
koyu bir maviliğin içinde gözlerim hep uzaklarda
izlerini silebilseydim geriye kalan hatıraların
hangi kıyılarına ve hangi uçurumlarına bıraktığım
tanısı konmamış soğuk kışlardan kaçmak da yalan artık
sokakların ateşiyle yanmaya başlamalı daha da geç olmadan
yavaşlarken
razı olmak serin gölgelere
beklemeye
sabretmeye
sessiz olunmalı
tüm sırlarım saklı zeytin ağacının gövdesinde
evimin bahçesinde dikili
tüm hayatımın öyküsü
günlerim gecelerim dilim dilim
naralarım çığlıklarım
portakal ağacının gövdesinde
Ben yazdığım şiirlerin cahiliyim
Bazen aşar beni yazdıklarım
Anlatmak istediklerimin ötesinde bir alem
Ne yaptığımı nasıl yaşadığımı bilmediğim
Ben yazdığım şiirlerin malikiyim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!