temmuz ,yaz mevsimine çok yakışır da
ne zaman geleceği pek belli olmaz
vakitlerin kimi uzun
ve hiç bitmeyecekmiş gibi
bir düş mevsimini bölüverir
en ince yerinden
sabah uyanmışım ki gök dalgasız
deniz bulutsuz
esmeyen rüzgarlar doldurmuş yüreğimi
her biri başka melodi
her bir başka hasret
üşüdü en ücrası
taşı toprağı altın bu şehirde
çılgınca bir hayatın aktörü veya figüranlarıyız
benliğimizde müthiş boşluklar oluşturduk
kızıldenizin yarılmasına benzer
izahları pek olmayan mucizeler yaşıyoruz
güneşe and olsun
senden daha kutlu bir faniyi hiç izlemedi
yedi kat arz-ı zemine and olsun
senden daha kıymetli bir hazineyi hiç gizlemedi
hüznün en koyu ağıtını çalıyor rüzgar
kanatıyor up-uzun ıstırapları
yağmur yağıyor acı acı …
tenden ciğerlere değiyor soğuk
evlerin avlusunda ağlayan kadınların yüreğine iniyor toprağın kokusu
kaç kez yuvarlanıyor boşluğa karanlık pencerelerden seslerin uğultusu
ruhumuzu şer ile şerh ettik
imkanın en dar kapısında oturup
esir kentlerin mahpusları gibi
puslu sokaklara serpildik fırtınalı akşamlarda
göz kapaklarımıza kan damladı
her karanlıkta yağmurlar büyüttü acılarımızı
feryadın en çığlıklısı yığılır düşer kulaklarıma
ayıklarım acılarını uykusuz gecelerin
çocukluğumun gözyaşlarından tanırım onları
kaç kez umut olmuşlardı düşlerime
hayallerimin müşfik anlarına ninni
iki yıldız eğer kavuşursa birbirine
öyle fırtına koparmış ki yeryüzünde
uçamazmış güvercinler
kapı açılırdı
içeri ilk sen girerdin
duygularımı
sokaklarda unuttum
bolca sukut bıraktım zamanlarına
hayallerimi, kayıp bu kentin ...
amaçsız sevdalardan teşekkül garip hislerimi
saatleri yarım kalan bir hikayeden
Oysa engin denizin fıtratı değil miydi mavi?
Neden bu beton basamaklar şimdi göğün matemine boyalı?
Yaz yağmuru, hoyrat bir veda gibi düşerken eğri taşlara,
Güneşin süzülen ışığı, o parlak maviye inat
Daha koyu, daha sağır gölgeler emziriyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!