öyküsü hüzünlü
siyah saçlı dağ kızı eminenin
hep bahar yağmurları beklemekle geçerdi ömrü
bir yığın düşüncenin kördüğüm olduğu yerde
yüreği kanardı ince ince
gökyüzünde birer yıldız kadar büyülüydü her şey
her gecesinde bir dünya gizliydi
aynı patikalarda yürümüştük köy çocuklarıyla
kuş cıvıltıları eşliğinde
saçımızın ibrişim telleriyle tutunmuştuk oysa hayata
yol yordam bilmeden
oysa..
bir fabrika işçisinin kirli elleriyle yazılmış olmalıydı bu şiir
şehrin karanlık gecelerinde
gecelik giymiş bir kadın olmalıydı
aşka dair bir şeyler söyle bana
tek kişinin tek başına bileceği kadar
bu aşkı yaşamak ancak bize düşer
neler görmüşüz kaç fırtına atlatmışız
kaç yaprağın döküldüğüne şahit olmuşuz
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
başlarız her işe
o vakit manevi bir alemde zevkimiz arttıkça artar
zatının tecellisi içinde neşe ile çırpınırız
bazen gözyaşlarını döküp yüreklerimizi ezen günah yükünü yıkarız
sevgiler vurulur önce en ince yerinden
kırık kapılardan geceler sızar odalara
sarı yapraklar dökülür sonbaharlarda en evvel
en hüzünlü rengiyle çırpınır zaman
yüreklerden çıkan her ses bir sancı suretinde
puslu sokaklara serpilir kopan fırtınalar
bin siyah susku çöküyor şimdi
mekke’nin hareli yalnızlığına
vahyin sessizliğini de güzel görüyor olmalı elçi
sessizliği de vahiy diye duyuruyor can kulağına çünkü
vahyin kırık hecelerle eğilişi bile
avuçlarında menekşe mavisi çiçekler açar
aşk kokar zamanın tüm parçacıkları
ay ışığı umutlar indirir öteki göklerden
aydınlık…bir elif miktarı
aşk miktarınca iki yürek
eriyen hayat içinde
geçerdi gözlerimin önünden sigaramın dumanı
şafak vakti tan yerinden hep aynı kızıllık
rüzgar silerdi camdaki parmak izlerimi
sabahı beklerken uyurdum
çiçekler açardı rengarenk pencerelerde
geçerdi gözlerimin önünden sigaramın dumanı
şafak vakti tan yerinden hep aynı kızıllık
rüzgar silerdi camdaki parmak izlerimi
sabahı beklerken uyurdum
çiçekler açardı rengarenk pencerelerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!