vahşet pazarında vicdanlar satılık
yine mızraklara geçirilmiş ayetler
tekbirler eşliğinde doğranmakta beşer
iblisten de daha beter
yeni yezitler zuhur etmiş
filistin sokaklarına zulüm yağmurları yağıyor
gazze sabahında en korkunç işkenceler
tüm insanlığın gözü önünde kurşuna dizildi
babasının cesaretine sığınan bir çocuğun düşleri
öfkenin binbir türlüsü siyonistlere
vıcdanlar kanıyor hala Filistinde
hayatım boyunca
görmediğim yoğunlukta hadise
bir hafta içerisinde
başıma geliyor belki de
hayatın anlamına dair arayış ihtiyacım
hüsrana uğruyor belli ölçüde
ilk harfinden tanırım yalnızlığı
ilk nefesinden fark ederim kim olduğunu
keyifsiz bir ortamda akşam yemeği yeriz önce
sonra gecesi başlar menzilli ötelere doğru
sevişiriz gecenin bir arka sokağında gizlice
savurur peşimiz sıra kader
yanmış yanmaktan köz kesilmiş
fersudeleşmiş en nadide duyguları
şişeler içinde bırakılan mektuplar gibiyiz
ebede hiç durmadan akan bir akarsuya bırakılmış
bütün bedenim bir çam dalı gibi çıtırdayarak
yanmaya razıydı
aşk adına
göze aldığım ateş bunun yanında hiç
cehenneme düşmedim
cehennem içimdeydi
yanık yanık söylenen bir türküdür
“almanya acı vatan”
anadolunun civanmert yiğitleri yıllar önce
boyuna posuna, kaslarına ve dişlerine bakılarak
tutmuşlardı gurbetin yolunu
şehrin merkezinden uzak bir küçük köyde
buzdan bir ışık kulesi gibiydi ay
kış ortasında yıldız dolu,
berrak bir yaz gecesi gibi
saatin gece yarısını çoktan geçtiği düşünülecek olursa
ateş böcekleri eksik sadece
gecenin ahir vaktinde öyle bir nur parıldadı ki
mekke sokakları paha biçilmez cevhere dönüştü
son peygamberin ayak izleriyle kutsandı koca şehir
nefes nefese vahşiliğe ayarlı zaman
müşrik denilen çölde
hayat acılarını takdim eder bazen
önüne set çekilmemiş seller gibi teşrif buyururlar
dibine fazla inilmez bir çok şeyler gibi
acılar da kuyuya benzer
içlerinde boğuluruz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!