en sarp dağdır gönül ,yokuşları
susanır ,ter dökülür
sessizliğin göğsünde büyütülür sevdalar
yakarışların tenhasında ezeli sancıları
nefeslerinde suskun bir isyan yürüyüşü
sessizliğin mevsimi gelmiş
derdine düşsün gece
sussun şafak sağanağı
perveriş içinde gönül
yağmurmuş meğer yağan
göğüs ağrısı başlar zeminin
sabit bilinenler uçuşur
dayanaklar yıkılır
tebessümü donar sığ hazların
ya sonra diyenlerin ömürlük kaygıları
anın eşiğinde tuz buz olur
madem ki sinemde kalan bir yaradır sevda
orada hiç dinmeyen ıstırap vardır
her sızısı bir azabın imhasında perişan
her katresi ilk kalp yangınında mevcut
boyun büker ayyaş hezeyanlar
yangın var…
kıvılcımlar her tarafa sirayet ediyor
dünyayı saracak ateş, yakacak alevlenecek
birazdan kabuslar içinde geçecek zaman
birbirine girift hisler, garip ihtimaller
sabahı bekliyorum, güneşi bekliyorum.
Sevdalar bittikten sonra
Mecnun misali leyla timsali
Ruhlarda canlanan bir vuslattır aşk
Sonsuz bahara erişir bu yolların menzili
Ruhani çizgisinde sırlarım can çekişir
İnsan yüreğinde büyüttüklerini
kelâmıyla mı anlatır daima?
Kelimeler midir her hâlin tercümanı?
Harf harf mi yazılır umutlar, sitemler,
dualar kâğıda?
yağmur yağardı şehre bir kuşluk vakti
bahar kokulu çilekeş yolculuklar birikirdi yokluğunda,
kimsenin duymadığı, kimsenin görmediği,
kimsenin bilmediği
çiçeklerine sevda renkli mevsimlerin konduğu
kayboluşların derinliğine yürüyerek
bir mecnuna leyla gibi
zemheride yolda kalanları
yurduna kavuşturan meltem sonrası
ecelini ve ekmeğini paylaşan civanmertlerin töresi
sevinçten bir adım önceki
bir han-ı yağmada bir gümüş kaşıktır sevgi
Ne hisseder ki insan
dilinde onca şiir,
onca hitap,
gönlünde hasret, mültecilik,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!